Haciz&MuhafazaYargıtay Kararları

Yargıtay Kararlarına Göre Mülkiyeti Muhafaza

Taşınır malın mülkiyetinin devrini öngören mülkiyeti saklı tutma sözleşmesinin TMK. mad. 764 gereğince, noterde resmi şekilde yapılmasının ve alıcının yerleşim yeri noterliğinin özel siciline tescilinin gerektiği- Mülkiyeti muhafaza sözleşmesinin genel olarak, alıcıya teslim edilmiş olmasına rağmen, satılan şeyin mülkiyetini, belli bir şartın gerçekleşmesine kadar alıcıda saklı tutan bir sözleşme türü olduğu ve taşınırlarda mülkiyetin intikalinin teslimle gerçekleşeceği kuralının bir istisnası olduğu- Mülkiyeti muhafaza kaydı ile alınan aracın trafik kaydına, alıcının alacaklısı tarafından haciz konulması halinde, satıcının istihkak iddiasında bulunma hakkı olduğu-

Dava, 3. kişinin İİK’nun 96. maddesine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.

Taşınır malın mülkiyetinin devrini öngören mülkiyeti saklı tutma sözleşmesinin TMK 764. maddesi gereğince, noterde resmi şekilde yapılması ve alıcının yerleşim yeri noterliğinin özel siciline tescili gerekmektedir. Mülkiyeti saklı tutma sözleşmesinin geçerli olması için bu iki koşulun da birlikte gerçekleşmesi gerekir.

Somut olayda, davacı 3.kişi satıcının sunduğu mülkiyeti saklı tutma sözleşmesinin, Bakırköy 38. Noterliği’nce düzenlendiği, İstanbul 28. Noterliği’nce özel sicile tescil edildiği anlaşılmakla, belirtilen iki koşulu da taşımakta olup geçerli bir sözleşmedir.

Mülkiyeti muhafaza sözleşmesi genel olarak, alıcıya teslim edilmiş olmasına rağmen, satılan şeyin mülkiyetini, belli bir şartın gerçekleşmesine kadar alıcıda saklı tutan bir sözleşme türü olup, taşınırlarda mülkiyetin intikalinin teslimle gerçekleşeceği kuralının bir istisnasıdır.

Mülkiyeti muhafaza kaydı ile alınan aracın trafik kaydına, alıcının alacaklısı tarafından haciz konulması halinde, satıcının istihkak iddiasında bulunma hakkı vardır. Davalı alacaklı tarafından, satışa ilişkin son senet günü geçmesine rağmen, davacı 3. kişi satıcının alacağını tahsil etmek amacı ile hukuki işleme başvurmadığından bahisle, davacı 3.kişi satıcının sunduğu mülkiyeti saklı tutma sözleşmesinin muvazaalı olduğu iddia edilmişse de, dosya içerisindeki bilgi ve belgelere göre muvazaayı ispat edecek bir delil bulunmadığı gibi taksitlerin tamamı ödenmediğinden mülkiyetin borçluya intikali de gerçekleşmemiştir.

Açıklanan hukuki ve maddi olgulara göre, mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı 3. kişinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün İİK’nun 366 ve 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, İİK’nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 21.03.2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

8. HD. 21.03.2017 T. E: 2015/5071, K: 4025

—————————————————————————————————————————-

Başkasına devredilen bir malın mülkiyetinin saklı tutulması kaydının, ancak resmî şekilde yapılacak sözleşmenin devralanın yerleşim yeri noterliğinde özel siciline kaydedilmesiyle geçerli olacağı-

Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire’ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Davacı 3. kişi, … 19. İcra Müdürlüğü’nün … sayılı dosyasında, daha önceden mülkiyeti muhafaza kaydıyla …’e sattığı ve fakat satıştan sonra edimler yerine getirilmediğinden yapılan takip üzerine kendisine teslim edilen araç üzerine, alıcı …’ün borcundan dolayı haciz konulduğunu, aracın mülkiyetinin halen kendisine ait olduğunu belirterek, araç üzerindeki haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı alacaklı vekili, 3. kişi ile borçlunun işbirliği içerisinde olup, muvazaalı şekilde alacaklıdan mal kaçırma kastıyla hareket ettiklerini, davalı borçlunun hacze konu aracı teminat olarak göstermesi sebebiyle, müvekkilinin resmi kayıtlara itibar ederek borçlu ile ticari ilişki içerisine girdiğini, davacının araç satış bedelini tam olarak aldığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, dava konusu menkulü, mülkiyeti muhafaza kaydıyla davalı alacaklının borçlusu İ.’e satan davacı ile alıcı İ. arasındaki mülkiyeti muhafaza sözleşmesinin, alıcının ikametgahı noterliğindeki özel siciline işlendiğine dair bir iddia bulunmadığı, bu durumda mülkiyetin, satışın sicile işlenmesi ve teslim yoluyla alıcıya geçmiş sayılacağı, o yüzden de davacının mülkiyete dayanan bir istihkak davası açamayacağı, ayrıca davacının dayandığı takibin 01/08/2013 tarihinde başlatılıp, teslimin 09/12/2013 tarihinde yapıldığı, haczin ise çok önce 09/04/2013 tarihinde yapıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, davacı 3. kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı istihkak davası niteliğindedir. Başkasına devredilen bir malın mülkiyetinin saklı tutulması kaydı, ancak resmî şekilde yapılacak sözleşmenin devralanın yerleşim yeri noterliğinde özel siciline kaydedilmesiyle geçerli olur (TMK. md. 764/1). Mahkeme, yargılama sırasında satıcı davacı tarafından sunulan mülkiyeti muhafaza kaydıyla satış sözleşmesinin, alıcının yerleşim yeri noterliğindeki özel sicile tescil edilip edilmediğini kendiliğinden araştırmakla yükümlüdür. Somut olayda bu yükümlülük yerine getirilmemiştir. Bu açıklamalara göre, davaya konu … plaka numaralı aracın mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışına ilişkin, Bursa 13. Noterliği’nin 18.02.2013 tarihli ve 2013/6356 yevmiye numaralı Düzenleme Şeklinde Mülkiyetin Saklı Tutulması Kaydıyla Satış Sözleşmesinin, alıcı …’in, sözleşme tarihi itibariyle belirlenecek olan yerleşim yeri noterliğindeki özel sicile tescil edilip edilmediğinin, Mahkemece kendiliğinden araştırılarak, tüm deliller birlikte değerlendirilip gerçekleşecek sonuç uyarınca karar verilmesi gerekirken, eksik araştırmayla yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı 3.kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 25,20 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 31.03.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. 8. HD. 31.03.2016 T. E: 2014/12981, K: 5897
—————————————————————————————————————————-

Mülkiyeti muhafaza kaydı sözleşmesindeki alıcı taksitleri ödememiş ve temerrüde düşmüş ise mülkiyet henüz alıcıya-(borçluya) geçmeyeceğinden ve satıcı davacı 3.kişi de sözleşmeyi feshederek aldıklarını iade edeceğine ilişkin seçeneği ileri sürmemiş ise bu durumda davalı takip alacaklısının ancak ödenmeyen taksitleri davacı satıcıya ödeyerek araçların mülkiyetinin borçluya geçişini sağladıktan sonra sözleşme konusu araçların haczini ve satışını isteyebileceği-

Davacı 3.kişi vekili, 42 BZB 67 (eski plaka no 34 AC 206) ve 42 BZB 69 (eski plaka no 34 ZV 9084) plakalı araçların Büyükçekmece 2.Noterliği’nin 22.01.2010 tarih 2846 ve 2847 nolu satış senetleri ile mülkiyeti muhafaza kaydıyla S. Körükçü’ye 17.000-€ karşılığı satıldığını, her biri 1.000 € olmak üzere 17 adet senet verildiğini, senetlerden vadesi gelen bir adet ve vadesi gelmemiş olan 3 adet senedin halen ödenmediğini, borcun henüz bitmediğini, noter kanalı ile mülkiyeti saklı tutularak yapılan satışta borç bitinceye kadar mülkiyetin satıcıya ait olduğunu, Ankara 9.İcra Müdürlüğü’nün 2012/4372 sayılı takip dosyası ile araçlar üzerine haciz ve yakalama şerhi konulduğunu, bu durumdan 26.07.2012 tarihinde haberi olduğundan, mülkiyeti hala davacı adına olan araçlar üzerindeki haciz ve yakalama şerhinin kaldırılmasını istemiştir. Davalı alacaklı vekili, borçlu S. Körükçü adına kayıtlı araçlar üzerine UYAP üzerinden haciz konulduğunu, davacı 3.kişi ile davalı borçlu arasındaki mülkiyeti muhafaza kaydı ile satışın tarafları bağlayacağını, ayrıca bu tür satıştan haberleri olmayacağından Bankanın bir kusuru bulunmadığı için davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, borçlulardan S. Körükçü adına kayıtlı araçlar üzerine UYAP üzerinden haciz konulduğunu, davacı 3.kişi tarafından haczedilen araçların mülkiyeti muhafaza kaydıyla borçluya satıldığı iddia edilmiş ise de bu mülkiyeti muhafaza kaydı taraflar arasında hüküm ifade edeceğinden, araç menkul mal niteliğinde olup satış ve teslimle mülkiyet alıcıya geçtiğinden borçlu adına da tescille durum aleniyet kazandığından davanın reddine karar verilmiş, karar davacı 3.kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir. Taşınır malın mülkiyetinin devrini öngören mülkiyeti saklı tutma sözleşmesi TMK 764. maddesi gereğince noterde resmi şekilde yapılması ve alıcının yerleşim yeri noterliğinin özel siciline tescili gerekmektedir. Mülkiyeti saklı tutma sözleşmesinin geçerli olması için bu iki koşulun da birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir. Davacı 3.kişi satıcının sunduğu  mülkiyeti saklı tutma sözleşmesi belirtilen iki koşulu da taşımakta olup geçerli bir sözleşmedir.
Mülkiyeti muhafaza sözleşmesi genel olarak, alıcıya teslim edilmiş olmasına rağmen, satılan şeyin mülkiyetini, belli bir şartın gerçekleşmesine kadar alıcıda saklı tutan bir sözleşme türü olup, taşınırlarda mülkiyetin intikalinin teslimle gerçekleşeceği kuralının bir istisnasıdır.Mülkiyeti muhafaza kaydı ile alınan aracın trafik kaydına, alıcının alacaklısı tarafından haciz konulması halinde satıcının istihkak iddiasında bulunma hakkı vardır. Alıcının alacaklısının satılan araç üzerine haciz koydurması nedeniyle satıcının istihkak iddiasında bulunması halinde, borçlu alıcı mütemerrit değilse akit feshedilmiş olmayacaktır. Bir başka deyişle, satıcının istihkak iddiasında bulunabilmesi için taksitlerin ödenmesinde temerrüde düşülmesi ve bu durumda satıcının da fesih hakkını kullanması şartları birlikte bulunmalıdır.(TMK 764.madde, 818 sayılı BK 22.madde, 6098 sayılı TBK 29.madde)Mülkiyeti muhafaza kaydı sözleşmesindeki alıcı taksitleri ödememiş ve temerrüde düşmüş ise mülkiyet henüz alıcıya-(borçluya) geçmeyeceğinden ve satıcı davacı 3.kişi de sözleşmeyi feshederek aldıklarını iade edeceğine ilişkin seçeneği ileri sürmemiş ise bu durumda davalı takip  alacaklısı ancak ödenmeyen taksitleri davacı satıcıya ödeyerek araçların mülkiyetinin borçluya geçişini sağladıktan sonra sözleşme konusu araçların haczini ve satışını isteyebilir. Somut olayda borçlu alıcının ödeme planındaki taksitlerin tümünü ödeyip ödemediği, temerrüde düşüp düşmediği dosya kapsamından belli değildir. Dosyaya sunulan ödeme planında 42 BZB 67 plakalı araç için ilk ödeme 15.03.2010 son ödeme tarihi ise 15.04.2013 olup aylık 1.000-€ ödemeli ve diğer 42 BZB 69 plakalı araç için ise ilk ödeme 15.04.2010 son ödeme ise 15.02.2013 tarihli olduğundan takip ve haciz tarihi itibarı ile ödeme planı kapsamında verilen senetlerin bir kısmının vadesinin henüz dolmadığı ve muaccel olmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece yapılacak iş, yukarıda yapılan açıklamalarda olduğu gibi, ödeme planı kapsamındaki senetlerin haciz tarihi itibarı ile tamamının borçlu alıcı tarafından ödenip ödenmediği, borç olup olmadığı araştırılarak, araçların mülkiyetinin kime ait olduğu belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı 3.kişi vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İİK’nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 21,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 17.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.8. HD. 17.02.2014 T. E: 1132, K: 2544

—————————————————————————————————————————-

Mülkiyeti muhafaza koşuluyla satılan malın, satıcının alacaklıları tarafından haczedilmesi davasında, davacı, aracın yarısının mülkiyetine sahip olup diğer 1/2 pay sahibi davada taraf olmadığından aracın trafik kaydındaki haczin 1/2’sinin kaldırılmasıyla yetinilmesi gerektiği-

 Dava konusu 19 .. 515 plakalı araç borçlu adına trafikte kayıtlı iken davacı 3 kişi ile dava dışı K.A. tarafından yarı yarıya 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 20. maddesinin (d) fıkrasında öngörüldüğü şekilde noterde düzenlenen mülkiyeti saklı tutma sözleşmesi ile 8.9.1997 tarihinde satın alınmış, kurumun istemi üzerine haciz daha sonra 14.6.1999 tarihinde konulmuştur. Mülkiyeti saklı tutma koşulu ile ve taksitle satılan bir malın satıcının alacaklısınca haczedilebilmesi için, alıcının taksit borçlarını ödemekte direngen olması ve bu nedenle satıcının sözleşmeyi bozması gerekir. Somut olayda bu koşulların oluştuğu alacaklı yanca ileri sürülüp kanıtlanmamıştır. Son taksit ödeme tarihi hacizden önce olup, araç mülkiyeti alıcılara geçmiştir. Ancak davacı aracın yarısının mülkiyetine sahip olup diğer 1/2 pay sahibi davada taraf değildir.Bu durumda aracın trafik kaydındaki haczin 1/2’sinin kaldırılmasıyla yetinilmesi gerekirken haczin tamamının kaldırılmasına karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.21. HD. 5.11.2002 T. E: 6807, K: 9286
—————————————————————————————————————————-

Mülkiyeti muhafaza kaydı ile yapılan satış sözleşmesinin, sözleşme konusu menkul malı alan kişinin ikametgahındaki noter tarafından tasdik ediliip, ilgili (özel) siciline kaydedilmemiş olması halinde, satışın “kesin satış”a dönüşeceği-

Davacı, “3. kişi mahcuz otomobili 27.3.1996 tarihinde noterde düzenlenen mülkiyeti muhafaza kaydıyla yapılan sözleşme ile borç-ludan satın aldığını” ileri sürerek “üzerindeki haczin kaldırılmasını” istemiştir.Davalı borçlu, sözleşme uyarınca, davacının ödemesi gerekli 300.000.000 TL’nin ödenmemesi nedeniyle mülkiyetin davacıya geçmediğini” savunarak “da-vanın reddini” savunmuştur.Uyuşmazlık, İİK.’nun 96. ve ardından gelen maddelerine dayanan 3. kişinin “istihkak davası”na ilişkindir. Medeni Kanunun 688. maddesi hükmünce, mülkiyet muhafaza kaydı ile yapılan satış sözleşmeleri ancak menkulü alan kişinin ikametgahındaki noter tarafından tasdik ve özel siciline kaydedilmiş ise geçerli olur. Bu nedenle somut olayda yapılan satışın geçerliliği yönünden noterce özel sicile kay-dedilip kaydedilmediğinin araştırılması gerekirken, bu yönün gözardı edilmesi usul ve yasaya aykırıdır.Yapılacak iş; 27.3.1996 tarihli mülkiyeti muhafaza koşulu ile araç satışına ilişkin sözleşmenin noterdeki özel siciline kaydedilip kaydedilmediğinin ilgili no-terden sorulması, kaydedilmediği bildirildiği takdirde satış kesin satışa dönüşmüş olacağından, hacizden önce mülkiyetin davacı alıcıya geçmiş bulunması nedeniyle davanın kabulüne, kaydedildiği anlaşıldığı takdirde, mülkiyetin alıcıya geçmesi için satış parasının alıcıya geçmesi için satış parasının alıcı tarafından tamamen ödenmesi koşulunun gerçekleşmesine bağlı olup, davacı alıcı 300.000.000 TL satış para- sını satıcıya ödediğine ilişkin kanıt göstermediğinden davanın reddine karar vermekten ibarettir.O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.21.HD. 10.11.1998 T. E: 6676, K: 7629(İBD. 1999/1-2-3, s: 249 vd.)

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu