Tasarrufun İptaliYargıtay Kararları

Muvazaa nedeni ile tasarrufun iptali davası- Davacının daha önce üçüncü kişi olduğu davadaki tutumu- Aynı alacak için muvazaa iddiasında bulunulmaması- Haksız fiil- Yemin-

Davacının iptalini istediği alacağın kesinleştiği, kesinleşmiş alacağın varlığı kabul edilerek görülen önceki tasarrufun iptali davasının kabul ile sonuçlanıp münderecattan geçerek kesinleştiği, davacının söz konusu tasarrufun iptali davasına üçüncü kişi olarak katıldığı ve davanın tarafı olan “davacının alacağının muvazaalı olduğunu” ileri sürmediği anlaşıldığından, artık aynı alacak için muvazaa iddiasında bulunulamayacağı- Muvazaa iddiasına dayalı istemin dayanağının haksız fiil olduğu, haksız fiil failine ise yemin teklif edilemeyeceği-

Taraflar arasındaki muvazaa nedeni ile tasarrufun iptali davası üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen kararın Yargıtayca incelenmesi davalı S. vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:

K A R A R

Davacı, davalılardan E. ile oğullarının sahibi olduğu şirket arasındaki ticari alışverişten dolayı davalı E.’tan alacaklı olduklarını, alacağın ödenmesi konusunda davalı ile protokol imzaladıklarını ve protokol hükümlerinin teminat altına alınması için davalının tapuda kayıtlı taşınmazını kendisine devrettiğini, protokole göre alacağın ödenmemesi nedeniyle dairenin tapusunu geri vermediğini ancak davalıların muvazaalı şekilde aralarında borç senedi düzenleyerek icraya koyup, davalı E.’ın kendisine devir ettiği dairenin borçlulardan mal kaçırmak amacı ile devir edildiği gerekçesi ile tasarrufun iptali davası açtıklarını ve davanın kabul olunduğunu, esasen davalılar arasındaki borçlandırıcı tasarruf işleminin muvazaalı olup iptaline karar verilmesini istemiştir.

Davalılar, davacının iddialarının doğru olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır.

Mahkemece, davacının muvazaa iddiası davalı S. yönünden kesin delil niteliğinde olan yemin delili ile kanıtlanmış olmakla davanın kabulüne ve muvazaalı olarak başlatılan B. 7. İcra Dairesinin 2008/5437 sayılı takip dosyasının davacı yönünden geçersiz olduğunun tespitine karar verilmiş; hüküm, davalı S. vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, muvazaaya dayalı işlemin iptali istemine ilişkindir.

Davacı tarafından eldeki bu davayla davalılardan E.’ın sahip olduğu H. Ambalaj Makine Sanayi Tic. Ltd. Şti.nin davacının çocuklarına ait olan ve aynı sektörde iştigal eden G. Am. ve Paz. San. Tic. Ltd. Şti.’ne yüksek miktarlarda borcu olduğu, davalı E.’ın borcunun bir kısımını adına kayıtlı olan İstanbul ili … ilçesi 22 pafta 3918 parsel sayılı arsa üzerinde 14 pafta 18025 parsel sayılı olan 6 nolu bağımsız bölümün borç ödendiğinde geri almak kaydı ile teminat vererek 25/04/2008 tarihli protokol kapsamında davacıya ve oğluna ait şirkete devretmesi hususunda anlaştıklarını, mülkiyetin satış yolu ile devir alındığını, protokol şartlarının yerine gelmemesi davalı E.’in borçlarını ödememesi üzerine dairenin iadesinden vazgeçilerek gayrimenkulün tahliyesi için K.Çekmece 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2008/2086 esas sayılı dosyası ile ecrimisil ve tahliye davası açtıklarını, bu sırada diğer davalı S. tarafından 11/12/2007 düzenlenme, 28/12/2007 vade tarihli 80.000 TL. bedelli senet nedeniyle borçlu E. hakkında icra takibine başlandığını, borçlunun herhangi bir mal varlığına ulaşılmadığından bahisle davalı E. tarafından borcuna karşılık davacıya devredilen daire için tasarrufun iptali davası açıldığını öğrendiğini, kendisine devredilen bu daireye dair tasarrufun iptalinin davalılar arasında muvazaalı borçlandırma işlemi yapılarak ve kaynağı belli olmayan bir bono karşılığında başlatılan icra takibi ile sağlandığı iddiasıyla bonoya dayalı borç verme işleminin muvazaalı olduğunun tespitine ve işlemin iptaline karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır.

Dosyanın incelenmesinden; davacı tarafından muvazaalı yapıldığı iddia edilen ve dosyamız davalısı olan S. tarafından dosyamız davalısı E. ve davacısı T. aleyhine B. 12. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/338 esas sayılı dosyası ile İİK. 277 vd. maddeleri uyarınca tasarrufun iptali istemiyle dava açıldığı, yargılama neticesinde, dava kabul edilerek davalı E.’ın T.’a satmış olduğu bu davaya da konu olan …, 3918 parsel, (8) nolu 128/1032 arsa paylı bağımsız bölümün satışına ilişkin tasarrufun iptaline karar verildiği ve bu kararın Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin denetiminden geçerek 09/02/2010 tarihinde onanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır.

Şu durumda; davacının iptalini istediği B. 12. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/338 esas sayılı dosyasındaki tasarrufun iptali davasına konu olan ve dava şartı olan takipteki alacağın kesinleştiği, kesinleşmiş alacağın varlığı kabul edilerek görülen tasarrufun iptali davasının kabul ile sonuçlanıp münderecattan geçerek kesinleştiği, davacının söz konusu tasarrufun iptali davasına 3. kişi olarak katılarak davanın tarafı olan davacının alacağın muvazaalı olduğunu ileri sürmediği, artık aynı alacak için muvazaa iddiasında bulunulamayacağı gözetilmeden yanılgılı gerekçeyle istemin kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.

Kabule göre de; haksız fiil her türlü delille ispatlanabileceğinden davanın çözümü için önem taşıyan konularda yemin deliline başvurulabilir ise de haksız fiil failine yemin teklif edilemez.

Dosyadaki bilgi ve belgelerden; mahkemece, davacının davalılara yemin teklif etmesi üzerine, davalı S.’a usulüne uygun olarak yemin davetiyesinin tebliğine rağmen duruşmaya özürsüz olarak gelmediği ve yasa gereği yeminden kaçınmış sayılmasına karar verilmesi gerektiği kabulüyle davacının muvazaa iddiası davalı S. yönünden kesin delil niteliğinde olan yemin delili ile kanıtlanmış olduğundan davanın kabulüne ve muvazaalı olarak başlatılan davalılar arasındaki takip dosyasının davacı yönünden geçersiz olduğunun tespitine karar verildiği anlaşılmıştır.
Mahkemece, muvazaa iddiasına dayalı istemin dayanağının haksız fiil olduğu, haksız fiil failine ise yemin teklif edilemeyeceği gözetilmeksizin yanılgılı değerlendirme ile usul ve yasaya aykırı olarak yemin deliline dayalı olarak davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.

Yukarıdaki açıklamalar ışığında; mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, açıklanan yönler gözetilmeksizin yazılı şekilde davanın kabulü yönünde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bu durum bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı S.’a geri verilmesine 25.05.2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.

4. HD.25.05.2021 T. E: 2020/875, K: 1602

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu