12. Hukuk Dairesi2024 YılıHarçİhalenin Feshi

İhalenin Feshine İlişkin Dava Açılırken Açıkça Harcın Yarısının Yatırılmasının Zorunlu Olduğu, 3. Kişilerin Harcı Yatırmadan Talepte Bulunma Hakkı Olmadığı için Kendilerine Mahkemece Tekrar Süre Verilmesinin Gerekmediği,

T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A
Y A R G I T A Y   İ L A M I
ESAS NO : 2023/9478
KARAR NO: 2024/830
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
TARİHİ : 22.09.2023
NUMARASI : 2023/2604-2023/2585
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davacılar tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz incelemesinin murafaalı yapılmasına işin ivediliği ve niteliği nedeniyle 5311 Sayılı Kanunla değişik İİK’nın 366. maddesi hükmü uygun bulunmadığından bu yöndeki isteğin reddine oy birliği ile karar verildikten sonra işin esası incelendi:
Dosyadaki bilgi ve belgelerden, davacılar vekilinin İstanbul Anadolu 19. İcra Dairesinin 2017/20735 Esas sayılı dosyasında borçlu K…….Aydemir’in borcu nedeni ile 15441 parsel sayılı taşınmaz hissesinin 10.02.2023 tarihinde ihale edildiğini, satışa konu taşınmaz ile ilgili İstanbul Anadolu 13. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/213 Esas sayılı dosyasında kat karşılığı inşaat sözleşmesinin iptali talepli dava açıldığını, satışa konu parselin birleşme sonucu oluştuğunu ve birleşen 2425 parsel üzerindeki binanın müvekkillerinin murisi Hüseyin Dikel’e ait olduğunu, taşınmazın taşkın inşaat alanının ise satın alınması işlemlerinin ardından kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapıldığını, bu nedenle arada ihtilaf bulunduğunu ve taşınmaz tapu kaydına davalıdır şerhi konulduğunu, borçluya ait hisse yerine müvekkillerinin murisine ait hissenin satıldığını, kat karşılığı inşaat sözleşmesi nedeni ile temlik sahibi olan kişilerin mülkiyet hakkı elde edemediğini, bu nedenle yapılan tüm tebligat işlemlerinin yok hükmünde olduğunu, müvekkillerine tebligat yapılmamasının fesih nedeni olduğunu ileri sürerek 10.02.2023 tarihli ihalenin feshine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince “UYAP sistemi üzerinden ihaleye konu taşınmaza ait tapu kayıtları incelendiğinde davacıların sicilde ilgili olarak görülmediği, bu haliyle huzurdaki davada davacının taraf ehliyetinin bulunmadığı gerekçesi ile davanın dava şartı yokluğundan reddine, dava usulen reddedildiğinden davacı taraf aleyhine tazminata hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı davacılar vekili istinaf etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince;
“…Somut olayda, ihalenin feshi talebinde bulunan davacılardan Ü…. ve Z.. Dükel İİK 134/2 maddesinde belirtilen sınırlı sayıdaki kişilerden olmadığı gibi şikayetçi A…. Dükel de İİK’nın 134/3 ve 134/4 maddesinde sayılan kişilerden olmadığından her üç şikayetçi yönünden ihalenin feshi talebinde nisbi harcın yarısının dava açarken ödenmesi zorunludur.
Kanun koyucu kötü niyetli olarak dava açan ve ihale sürecini uzatan kişilerin bu yöndeki davranışlarına engel olmak maksadıyla bu değişiklikleri getirmiş olup, 7343 sayılı Kanun’un 27/5. maddesi ile değişik İİK134 maddesinde Harçlar Kanunu’na yapılmış herhangi bir atıf bulunmadığı gibi Harçlar Kanunu’na bağlı (1) sayılı tarifenin “(A) Mahkeme Harçları” başlıklı bölümünün “III- Karar ve ilam harcı” başlıklı fıkrasının “1. Nispi harç” başlıklı bendinin, (f) alt bendinden sonra gelmek üzere eklenen (g) bendinde de genel düzenlemeden tamamen farklı bir düzenleme yapılarak alınması gerekli harcın matrahının ihale bedeli kadar olduğu ve oranı tereddüde yer vermeyecek açıklıkta düzenlenmiştir. Harçlar Kanunu’nun 30. maddesinde yer alan ve harcın tamamlanması için davacıya süre verilmesini gerektiren “dava değerinin bildirilen kadar olmaması” gibi bir durumun bulunması mümkün olmadığından dava açma sıfatı bulunmayan davacıya ya da dava değeri belirli (somut olayda ihale bedeli 321.500,00 TL) olduğu halde dava değerini eksik göstererek buna göre harç yatırılması halinde, davacıya eksik harcı yatırması için tekrar süre verilmesine de gerek görülmemiştir.
Kanun koyucu Harçlar Kanunu’na göre daha özel nitelikte bulunan İİK’ya eklemiş olduğu madde ile açıkca harcın yarısının dava açılırken yatırılmasının zorunlu olduğunu belirtmiş olup burada harcın yatırılması “talepte bulunmanın” koşuludur. Bu harcı yatırmayan 3. kişilerin talepte bulunma hakkı olmadığı için kendilerine mahkemece tekrar süre verilmesi de gerekli değildir.
492 Sayılı Harçlar Kanunu’nun 32. maddesi ile düzenlenen “Yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemler yapılamaz. Ancak ilgilisi tarafından ödenmeyen harçları diğer taraf öderse işleme devam olunmakla beraber bu para muhakeme neticesinde ayrıca bir isteğe hacet kalmaksızın hükümde nazara alınır.” hükmü de bu düzenlemeyi destekler nitelikte olup talepte bulunurken zorunlu olarak yatırılması gereken harcı yatırmayan kimselerin taleplerinin mahkeme tarafından hiç incelenmeyerek reddedilmesi gerekir.
Ayrıca belirtmek gerekir ki Harçlar Kanunu’nun 30. maddesi genel hükümlere göre açılan davalarda uygulanacak bir hüküm olup, ihalenin feshi, niteliği itibariyle dava değil şikayettir. Harç yatırma zorunluluğunun getirilmesi bu niteliği değiştirmez. İİK’nın 18. maddesi gereğince şikayetlerde basit yargılama usulü uygulanır ve taraflar gelmese bile hakim gerekli kararı verir.
Kaldı ki 7343 sayılı Kanun’un 27/5. maddesi ile değişik İİK’nın 134/5 maddesinde “İhalenin feshi talebi üzerine icra mahkemesi talep tarihinden itibaren 20 gün içinde duruşma yapar ve taraflar gelmeseler bile icap eden kararı verir.Ancak ihalenin feshi talebinin usulden reddi gereken hallerde duruşma yapılmadan da karar verilebilir” şeklindeki düzenleme nedeni ile ihalenin feshi dava dosyasının HMK’nın 150. madde hükmü gereği işlemden kaldırılması ve sonrasında da davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi kanunen mümkün değildir.
Yukarıda açıklanan tüm hususlar birlikte değerlendirildiğinde; Kanun koyucu tarafından, 7343 sayılı Kanun’un 27. maddesi ile İİK’da yapılan değişiklik ile uygulamada pek çok şikayete neden olan ihale ile hiçbir ilgisi olmamasına rağmen ihalenin feshi davası açarak ihale sürecini uzatan ve olaya göre alacaklı, borçlu ve diğer ilgililerin zarar görmesine neden olan kimselerin dava açmasının engellenmesi ve ihale sürecinin bir an önce sonuçlandırılarak tamamlanması amaçlanmış olup, kanun maddesinin farklı uygulanması halinde kötü niyetli 3. kişilerin açtıkları dava süreci eskisine göre daha da uzayacak, kötüniyetli şekilde açılan bu davalar ile sağlanmak istenilen amaç mahkemeler eli ile sağlanacak ve yapılan yasal düzenlemenin tam tersine bir sonuç elde edilerek, hiçbir şekilde davacı sıfatı olmayan şahısların iradesine ve keyfine bırakılmış bir ihale sürecine neden olunacaktır.
Dava açma hakkı bulunmayan kişilere getirilen nispi harç yatırma ve bunun yarısını dava açarken ödeme zorunluluğu, ihaleyle ilgisi olmayan kötüniyetli kişilerin ihale sürecini uzatmalarını engellemek amacıyla getirilmiş bir düzenleme olup belirtilen harcın, yargılama aşamasında ödenmesi için herhangibir şekilde süre vermeye gerek yoktur.
Aynı şekilde 7343 sayılı Kanun’un 27/5. maddesi ile İİK’nın 134. maddesinde yapılan değişiklik ile ihalenin feshi talebinde “Satış isteyen alacaklı, borçlu, resmî sicilde kayıtlı ilgililer ile sınırlı ayni hak sahipleri dışında kalan kişiler” teminat yatırmakla yükümlü kılınmış olup madde de düzenlenen bu teminatın da ihale bedelinin yüzde beşi oranında olacağı ve talepte bulunulurken gösterilmesinin zorunlu olduğu çok açık şekilde düzenlenmiştir. Kanun koyucu bu maddede de yine HMK’ya herhangibir atıf yapmamış olup, ön şart şeklinde düzenlenen ve hakim kararına ihtiyaç duymayan, talepte bulunulurken gösterilmek zorunda olunan bu teminatın HMK’da düzenlenen teminat gibi sonradan tamamlanması mümkün olan bir teminat olduğunu iddia etmek de olanaklı değildir.
Açıklanan nedenlerle; davacılar vekilinin işin esasına ilişkin istinaf nedenleri incelenmemekle birlikte, mahkemece yukarıda yer verilen gerekçe ile ihalenin feshi isteminin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile sonuca gidilmesi yerinde görülmediğinden, 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca, kararın gerekçesinin düzeltilerek yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir.” gerekçesi ile;
“İstanbul Anadolu 3. İcra Hukuk Mahkemesinin 23.05.2023 tarihli, 2023/131 Esas- 2023/332 Karar sayılı kararının mahkeme kararının gerekçesi yönünden KALDIRILMASINA,
İhalenin feshi isteminin USULDEN REDDİNE, ” karar verilmiştir.
Dosyada öncelikli sorun ” İİK’nın 7343 sayılı Kanun ile değişik 134. maddesindeki istisna taraflar dışında yatırılması gereken nispi harç ve teminatın niteliği ve buna bağlı olarak HMK’nın 114. maddesinde belirtilen dava şartı olup, olmadığı ve nispi harç ile teminatın tamamlatılma usulüdür.”
İcra takibi sırasında, 2004 sayılı İİK’na göre yapılan ihalenin feshine ilişkin hususlar Kanunun 134 vd. maddelerinde düzenlenmiştir.
İhalenin feshi davaları daha önce başvuranın kim olduğuna bakılmaksızın maktu harca tabi iken 2004 sayılı İİK’nın 134. maddesinde değişiklik yapan ve 30.11.2021 tarihinde yürürlüğe giren 7343 sayılı kanunun 27/4. maddesi ile ihalenin feshi davasını “Satış isteyen alacaklı, borçlu, resmî sicilde kayıtlı ilgililer ile sınırlı ayni hak sahipleri dışında kalan kişilerin” açması halinde ihale bedeli üzerinden nispi harca tabi kılınmıştır.
Ayrıca ihalenin feshi talebinde 7343 sayılı kanunun 27/5. maddesi ile davayı “Satış isteyen alacaklı, borçlu, resmî sicilde kayıtlı ilgililer ile sınırlı ayni hak sahipleri dışında kalan kişiler” teminat yatırmakla yükümlü kılınmıştır.
 Dosyadaki bilgi ve belgelerden şikayetçinin taşınmazda lehine kat karşılığı inşaat sözleşmesine dayalı gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi yapılan şirket olup, İİK’nın değişik 134. maddesindeki satış isteyen alacaklı, borçlu, resmî sicilde kayıtlı ilgililer ile sınırlı ayni hak sahipleri dışında kalan kişilerden olduğu ve davanın nispi harca ve teminata tabi bulunduğu anlaşılmıştır.
Yargı harçları, 492 sayılı Harçlar Kanunda düzenlenmiş olup, dava açarken harçtan muaf olanlar dışındaki davacının harç yatırması zorunluluğu, HMK’nın 114. maddesinde belirtilen dava şartlarından değildir.
Dava harçları özel kanun ile düzenlenmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin karar gerekçesinde “…karar gerekçesindeki yorum ile harcın, yargılama aşamasında ödenmesi için herhangibir şekilde süre vermeye gerek yoktur.” görüşüne yer verilmiş ise de, açık kanun hükmü ile düzenlenen bir hususun yorumu söz konusu olamaz.
492 sayılı Kanunun “Noksan tesbit edilen değer üzerinden harcın ödenmesi” başlıklı 30. maddesi “Muhakeme sırasında tesbit olunan değerin, dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnız o celse için muhakemeye devam olunur, takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunmaz. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 409 uncu ( HMK md. 150 ) maddesinde gösterilen süre içinde dosyanın muameleye konulması, noksan olan harcın ödenmesine bağlıdır.” hükmünü içermektedir.
HMK’ya göre bir şartın tamamlatılması, Mahkeme tarafından ilgilisine usulüne uygun şekilde süre verilmesi halinde mümkündür. Süre verilmemesi adil yargılanma ve hukuki dinlenilme hakkının ihlali sonucunu doğurur.
Verilecek süre yasal düzenlemeye uygun değil ise hukuki sonuç doğurmaz.
İİK’nın 7343 sayılı kanunun 27. maddesi ile değişik 134. maddesi bu yasal düzenlemelere göre değerlendirildiğinde;
İhalenin feshi talebinin 30.11.2021 tarihinden sonra, kanunda belirtilen istisnai taraflar dışında kalan gerçek yada tüzel kişiler tarafından yapılması halinde ihale bedeli üzerinden nispi harca tabi olduğu ve nispi harcın yarısının peşin yatırılacağı tartışmasızdır.
Aynı şekilde ihale bedelinin %5’i oranında teminat yatırılması da şarttır.
Yukarıda da açıklandığı üzere dava açılırken alınması gereken harç, dava harcı olup, Harçlar Kanuna göre dava açılırken alınır.
Noksan yatırılmış ise Harçlar Kanunu’nun 30. maddesinde belirtilen usul ile tamamlatılır. Harç tamamlanmaz ise yaptırımı da yine aynı maddede düzenlenmiştir.
%5 teminat ise yine harç gibi dava açılırken yatırılmalıdır.
Teminat, HMK’nın 114/2. maddesi kapsamında dava şartıdır. Dava açılırken yatırılmayan teminatın tamamlanması için (harcı tamamlanmayan davaya devam edilemeyeceğinden) öncelikle harç tamamlatılmalı, sonra teminatın yatırılması için davacıya HMK’nın 115. maddesinde belirtilen dava şartlarının tamamlatılmasına ilişkin usule göre süre verilmelidir.
Harcın yatırılmamasının yaptırımı, “…davanın açılmamış sayılması,” harç yatırılmakla birlikte teminatın yatırılmamasının yaptırımı ise “…davanın dava şartı noksanlığından usulden reddidir.”
Açılmamış sayılma ve usulden ret kararlarının hukuki sonuçlarının farklı olduğu izahtan varestedir.
Mahkemenin davacıların İİK’nın 134. maddesinde belirtilen ilgililerden olmayıp, ihalenin feshi davasının görülebilmesi açısından nispi harç ve teminat yatırmak zorunda olan, başka bir deyişle kanunda belirtilen istisnai kişiler dışında kaldıklarına ilişkin tespit ve gerekçesi yerindedir.
Ancak; Bölge Adliye Mahkemesinin “…süre verilmesine gerek yoktur.” şeklindeki gerekçesi yerinde değildir. Harçlar Kanunun 30. maddesine aykırıdır. Süre verilmemesi adil yargılanma ve hukuki dinlenilme hakkının ihlali sonucunu doğurur.
Ayrıca İİK’nın değişik 134. maddesindeki ilgisiz kişilerden alınacak teminat da HMK’nın 84. maddesindeki “yargılama giderlerine” yönelik teminat olmayıp, HMK’nın 114/2. maddesindeki dava şartı niteliğindeki teminattır.
Yukarıda da belirtildiği üzere harcı yatırılmayan/tamamlanmayan davaya devam edilemez, harç yatırılmadan/tamamlanmadan hiç bir usulü işlem yapılamaz.
Bu nedenlerle, Bölge Adliye Mahkemesince davacılara Harçlar Kanununun 30. maddesine uygun şekilde süre verilmesi ve akabinde Harçlar Kanunu’ nun 30. maddesindeki düzenlemeye uygun olarak karar verilmesi gerekirken Bölge Adliye Mahkemesince yazılı gerekçe ile hüküm kurulması hatalı olup, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
Kabule göre de; İİK’nın 134. maddesine 7343 sayılı Kanunun 27. maddesi ile eklenen 3. ek fıkra uyarınca ilgisiz kişinin/kişilerin davasının reddi halinde para cezasına hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi de isabetsizdir.
SONUÇ :
Yukarıda yazılı nedenlerle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesinin 22.09.2023 tarih ve 2023/2604 E. 2023/2585 K. sayılı kararının 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nın 373/2. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacıların sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.01.2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu