2023 Yılı4. Hukuk DairesiTasarrufun İptali

“Davalı-borçlunun nam-ı müstear şekilde dava konusu taşınmazı davalı imam nikahlı eşine tescil ettirdiği” iddia edilmişse de, bu taşınmazın davalıların miras bırakanı tarafından satın alındığının resmi senetten anlaşıldığı, davalı tarafından dava dışı eşine yönelik olarak açılan boşanma dava dosyası incelendiğinde, taşınmazın satın alınma tarihine göre, davalının namı müstear olarak davacı alacaklıdan mal kaçırma kastı ile taşınmazı adına yapmış olmasının mümkün olmadığı-

“Borç para vermesi üzerine adına senet düzenlendiğini” ileri süren davacı-alacaklı ile davalı-borçlu arasında bu senedin düzenlenmesi haricinde borcunun doğduğuna ilişkin usulüne uygun olarak bir delil gösterilmediği- 120.000,00 TL’nin elden teslim edilmiş olmasının  ve davacının alacağının tahsili amacı ile 2 yıl beklemesinin hayatın olağan akışına olmaması karşısında, davacının, ‘alacağının gerçek bir alacak olduğunu’ usulünce kanıtlayamamış olduğu ve bu durumda mahkemece davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği- “Davalı-borçlunun nam-ı müstear şekilde dava konusu taşınmazı davalı imam nikahlı eşine tescil ettirdiği” iddia edilmişse de, bu taşınmazın davalıların miras bırakanı tarafından satın alındığının resmi senetten anlaşıldığı, davalı tarafından dava dışı eşine yönelik olarak açılan boşanma dava dosyası incelendiğinde, taşınmazın satın alınma tarihine göre, davalının namı müstear olarak davacı alacaklıdan mal kaçırma kastı ile taşınmazı adına yapmış olmasının mümkün olmadığı-

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı borçlu … … aleyhine takip başlatıldığını, takibin sonuçsuz kaldığını, dava konusu taşınmazın borçluya ait olmasına rağmen imam nikahlı eşi … adına yazdırdığını belirterek; bu tasarrufun iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1. Davalı … mirasçıları vekili cevap dilekçelerinde; dava konusu evin muris …’nın birikimleri ve yakınlarının yardımı ile 2014 yılında alındığını, o tarihte borçlunun henüz eşinden boşanmadığını ve Sabah ile tanışmadıklarını, davalıların 2015 yılında tanıştıklarını ve 2015 yılından itibaren birlikte yaşadıklarını beyan ederek davanın reddini istemişlerdir.

2. Davalı borçlu, 2012 yılından itibaren resmi nikahlı eşinden ayrı yaşadığını, bu sırada … ile tanışarak nişanlandıklarını evi kendisinin satın aldığını, 40.000 TL peşin ödeme yaptığını, 50.000 TL kredi çektiğini belirterek davanın kabulünü istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davalı borçlu … …’a vermiş olduğu borç paraya istinaden aralarında bono tanzim edildiği, davacının alacağının dayanığını teşkil eden bononun her zaman ve istenildiği şekilde tanziminin mümkün olduğu, ancak bu kadar yüksek miktardaki borcun hangi gerekçeyle verildiği ve davacının bu parayı borç olarak verecek ekonomik gücünün bulunduğunun davacı tarafça ispat edilemediği, sosyal ekonomik durum araştırmasında davacının senedin düzenlendiği tarih itibariyle senet meblağının düzenleyecek ve bu şekilde borç verecek ekonomik gücünün bulunmadığı sonuç ve kanaatine varıldığı, vade tarihi 05.10.2015 olan dava konusu bononun, 1,5 yılı aşkın bir süre geçtikten sonra ……..2017 tarihinde takibe konulmuş olmasının da hayatın olağan akışına uygun görülmediği, ayrıca tanıkların olaya ilişkin verdikleri beyanların yeteri kadar inandırıcı olmadığından davacının alacağının gerçek bir alacak olduğunun ispat edilemediği gerekçesi ile davanın usulden reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde, müvekkili …’in 05…..2014 tarihinde 120.000,00 TL’yi … …’a borç olarak verdiğini ve karşılığında 05…..2014 keşide tarihli 05.10.2015 vadeli 120.000,00 TL meblağlı bir adet senet aldığını, davalı borçlu … …’ın müvekkilinden aldığı parayla evlendiğini ve dava konusu evi satın aldığını, daha sonra imam nikahlı eşi olan …’nın kanser hastası olduğunu öğrendiğini ve onun tedavisiyle uğraştığını, müvekkilinin bu nedenle borçlunun üzerine gitmediğini ve bu nedenle 1,5 yıl geçtikten sonra takibe koymak zorunda kaldığını, yapılan yargılama sonunda mahkemenin delilleri somut olayın kendi özellikleri çerçevesinde doğru değerlendirmeyerek son derece yanlış bir karar verdiğini, müvekkilinin yerel gazetecilik ve … işleriyle uğraştığını, ekonomik durumunun iyi olduğunu belirterek usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesi istemi ile istinaf başvurusunda bulunmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile,

“..Buna göre eldeki dosyaya baktığımızda davacı davalı …’e 120.000,00 TL borç para verdiğini ve bu borca karşılık olarak senet düzenlendiğini … sürmüştür. Öncelikli olarak yukarıda açıklandığı gibi taraflar arasında söz konusu senedin düzenlenmesinin haricinde bu para borcunun doğduğuna ilişkin usulüne uygun olarak bono haricinde bir delil gösterilmemiştir. Öte yandan 120.000,00 TL gibi yüksek bir meblağın elden teslim edilmiş olması hayatın olağan akışına aykırıdır. Yine davacının vadesi 05.10.2015 tarihinde dolan 120.000,00 TL’lik alacağının tahsili amacı ile 2 yıl beklenilmesi ve akabinde 05…..2017 tarihinde icra takibine başlanmış olması da hayatın olağan akışına aykırıdır. Bu itibarla davacının alacağının gerçek bir alacak olduğu usulünce kanıtlanamamış olduğundan mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiş olmasında herhangi bir yanlışlık yoktur.

Kaldı ki, davacı, davalı …’in namı müstear şekilde dava konusu taşınmazın imam nikahlı eşi olan … adına tescil ettirdiğini ifade etmektedir. Dava konusu taşınmazın 08.07.2014 tarihinde davalılar miras bırakanı Sabah tarafından satın alındığı dosyadaki resmi senetten anlaşılmaktadır. Davalı … tarafından dava dışı eşi …’ya yönelik olarak 10.02.2015 tarihinde açılan boşanma dava dosyası incelendiğinde anılan dosyadaki ekonomik sosyal durum araştırmasında dosyamız davalısı …’in 09.03.2015 tarihi itibarı ile annesi ve iki kız kardeşi ile birlikte yaşadığı tespit edilmiştir. Dinlenen davacı tanıkları da beyanlarında davacının tek başına yaşadığını, davalı eşi ile 3 yıldan beri fiilen ayrı yaşadıklarını ifade etmiştir. Bu itibarla dosyamız davalısı …’in 2015 yılı Şubat ayı itibarı ile henüz davalıların murisi olan … ile birlikte yaşamadığı anlaşılmaktadır. Taşınmazın 2014 Temmuz ayında satın alınmış olması dikkate alındığında davalı …’in namı müstear olarak davacı alacaklıdan mal kaçırma kastı ile taşınmazı … adına yapmış olması mümkün değildir. Bu itibarla da mahkemesince davanın reddine karar verilmiş olmasında herhangi bir yanlışlık bulunmamaktadır.” gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesindeki sebepleri … sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 277, 278, 279, 280, 281, 282, 283 ve 284 üncü maddeleri.

3. Değerlendirme

1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve davacının alacağının gerçekliğinin ispatlanmamış olmasına göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde … sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

05.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

4. HD. 05.04.2023 T. E: 2021/1605, K: 4985

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu