12. Hukuk Dairesi2023 YılıTebligat

Borçlu şirketin tebliğ tarihinde UETS adresi faal olduğundan bu adrese zorunlu olarak yapılan tebligatın da usulüne uygun olduğu- Basiretli tacir kabul edilen şirketin “UETS adresi alındığından bilgileri olmadığına” dair iddianın samimi görülemeyeceği

Borçlu şirketin tebliğ tarihinde UETS adresi faal olduğundan bu adrese zorunlu olarak yapılan tebligatın da usulüne uygun olduğu- Basiretli tacir kabul edilen şirketin “UETS adresi alındığından bilgileri olmadığına” dair iddianın samimi görülemeyeceği-

Taraflar arasındaki usulsüz tebligat şikayeti nedeni ile yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulü ile tebliğ tarihinin düzeltilmesine karar verilmiştir.

Kararın davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına şikayetin reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi S.a Uyar tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde, ödeme emri tebliğinin müvekkili şirkete 28.02.2021 tarihinde UETS hesabına yapıldığını, söz konusu takip ile müvekkil şirketin kendi adına UETS hesabı açıldığını öğrendiğini, müracaat yapan M. K. …’in müvekkil şirket adına 06.11.2018 tarihine kadar kısıtlı yetkilerle şirket müdürü olarak tayin edildiğini, müracaat yapılan Ocak 2020 tarihinde söz konusu kişinin şirket yetkilisi olmadığını, yapılan tebligatın usulsüz olduğunu, müvekkili şirketin böyle bir borcunun bulunmadığını beyanla; tebligatın iptaline öğrenme tarihinin 23.03.2021 olarak belirlenmesine, gecikmiş itirazın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili davaya cevap dilekçesinde, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını yapılan tebligatın usulüne uygun olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, İTO ve PTT’ye yazılan müzekkerelere gelen cevabi yazılardan 30.04.2010 tarihinde başlayıp münferit yetkisi 06.11.2018 tarihinde biten eski yetkili M. K. … tarafından yetkisinin sona erdiği tarih olan 31.01.2020-17:58’de online başvuru yapılmak suretiyle aktif hale getirilerek kullanıma açıldığı, işlem yetkilisinin PTT nezdindeki cep telefonu ve e-posta adresi doğrulanmadığından yönetmeliğin 10. Maddesindeki muhatabın bilgilendirilmesi kapsamında e tebligatlara ilişkin bildirim yapılamadığının anlaşıldığı, yetkisiz temsilci tarafından e-tebligat adresinin aktif hale getirilmesinden davacı borçlu şirketin sorumlu olmayacağı gibi bu temsilciye ait cep telefonu ve e-posta adresi doğrulanmadığından yönetmeliğin 10. maddesindeki muhatabın bilgilendirilmesi kapsamında e-tebligatlara ilişkin bildirim yapılamamasının da tebliğ işlemini usulsüz kıldığı .gerekçesiyle şikayetin kabulü ile ödeme emri tebliğinin usulsüzlüğüne ve öğrenme tarihinin 23.03.2021 olduğunun tespitine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davalı vekilince; ödeme emrinin borçlunun UETS adresine e- tebligat olarak 05.03.2021 tarihinde tebliğ edildiğini, takibin kesinleştiğini, bu aşamadan sonra kötü niyetli olarak şikayet yapıldığını, elektronik tebligatın tebligat kanunundaki hüküm ve sonuçları doğurabilmesinin iki temel unsurun varlığına bağlı olduğunu, birinci kurucu unsurunun bilgilendirme yani belgenin muhataba internet yoluyla iletilmesi, ikinci kurucu unsurunun ise belgelendirme yani belgenin muhataba internet yolu ile iletildiğinin elektronik ortamda ortaya koyan işlem olduğunu, huzurdaki davada e-tebligatta bu iki temel unsurunda var olduğunu, somut olayda borçlu şirkete ait e-tebligat adresi bulunup bulunmadığı noktasında inceleme yapılması gerektiğini, borçlunun elektronik tebligat adresinin bulunduğunun sabit olduğunu, olayda başvuru yapanın yetkili olup olmadığı, yönetmeliğin 6/2-b maddesindeki bilgilerin kontrolünün PTT ye ait olup, yetkisiz kişilerce yapılan başvuruların PTT tarafından reddi gerektiğini, dolayısıyla kabul anlamına gelmemekle birlikte yetkisiz temsil durumunun mevcut olup olmadığı hususunun ancak posta idaresine karşı ileri sürebileceğini, kaldı ki borçlunun UETS adresinin Uyap sistemi üzerinde de aktif hale getirildiğini, davacı tarafından yalnızca sisteme başvuru yapılmakla Uyap sistemi üzerinde e-tebligat adreslerinin aktif hale gelmeyeceğinin açık olduğunu, davacı tarafından yasal süreler geçirilmeksizin başvuruların yapıldığı açık olmakla birlikte, biran için aksi düşünülse dahi yerel mahkeme tarafından davalı şirketin geçmişten günümüze e-tebligat posta kutusuna ilişkin bilgi ve verilerin toplanarak bir değerlendirme yapılması gerektiğini, dava dilekçesinde fahiş talepte bulunulduğu iddiasının kabulü mümkün olmadığını, davacı tarafça yapılan itirazda takibe konu faturalara itiraz edilmediğini beyanla yerel mahkeme kararının kaldırılması ile şikayetin reddine karar verilmesi talep edilmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ,somut olayda; sorunun borçlu şirketin e-posta adresinin geçerli olup olmadığına ilişkin olduğu, PTT den gelen yazı cevabına göre Elektronik Posta Yönetmeliği’nin ” Muhatabın Bildirilmesi ” başlıklı 10. maddesi 3. fıkrasında bilgilendirmenin herhangi bir nedenle yapılamamış veya geç yapılmış olmasının tebligatın geçerliliğini etkilemeyeceği hususunun düzenlendiğinin görüldüğü ,Elektronik Tebligat Yönetmeliği 6. madde de yapılacak başvuruya ilişkin kriterler belirlenmiş olup, tüzel kişilikler için sadece mersis numarası ve sistem bilgileri, mersise kayıtlı olmayan tüzel kişiler için tabi oldukları sistem bilgilerinin sunulmasının yeterli görüldüğü, dolayısıyla dosyada mevcut TSM kayıtlarına göre münferit yetkisi 06.11.2018 tarihinde sona eren M. K. … tarafından yapılan başvurunun sadece yetkisi sona ermesi sebebiyle UETS adresini geçersiz hale getirmeyeceği, sistem üzerinden ve 22.03.2019 tarihinde yapılan müracaatla gerçekte e-tebligat adresi alındığı, ancak aktive edilmediği, dolayısıyla borçlu şirketin tebliğ tarihinde faal olarak UETS adresi varolup, TK 7/a madde uyarınca bu adrese zorunlu olarak yapılan tebligatın da usulüne uygun olduğu, basiretli tacir kabul edilen ve her daim adresinde faal ve bu tür işlemlerde bilgisi olduğu karine olan şirketler yönünden, UETS adresi alındığından bilgileri olmadığına dair iddianın samimi görülemeyeceği gerekçesi ile davalının istinaf talebinin esastan kabulü ile mahkeme kararının ortadan kaldırılmasına ve şikayetin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı vekilince, müvekkili şirkete ait elektronik tebligat adresinin yönetmeliğin 6. Maddesinin birinci fıkrası gereği ilgili kurumca sistemine servis edilen bilgilerde şirketi temsile yetkili olarak bildirilen ve buna bağlı olarak aktivasyonu yapan şahsın şirketi temsile yetkili kişi olmadığı, temsil yetkisinin 06.11.2018 de sona erdiği UETS adresinin şirketin hüküm ve tasarrufu dışında oluşturulduğu, PTT ce verilen müzekkere cevabında başvuru yapan M. K. Ö.’in iletişim bilgileri ve e posta adresinin sistemde doğrulanmadığı, sistemde doğrulanmayan iletişim adreslerine e teblige ilişkin bildirim yapılamadığı şeklinde bilgi verildiği, tebligatın usulsüz olduğunu beyan ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması talep edilmiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık genel haciz yolu ile ilamsız takipte ödeme emri tebliğinin usulsüzlüğü şikayetine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

– 7201 sayılı Tebligat Kanunu 7/A vs maddeleri ile Elektronik Tebligat Yönetmeliği 5,6 vs hükümleri

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Yukarıda açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Alınması gereken 179,90 TL temyiz harcından evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

14.02.2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

12. HD. 14.02.2023 T. E: 2022/8188, K: 822

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu