2022 YılıHacizHGKİşlem Şikayeti

İcra kasasındaki paranın şikâyetçinin talebi üzerine verilen tedbir ara kararı ile alacaklıya ödenmemesi halinde, borçlu temerrüde düşmüş olduğundan, alacağına kavuşamayan alacaklının temerrüt faizi isteyebileceği

İcra kasasındaki paranın şikâyetçinin talebi üzerine verilen tedbir ara kararı ile alacaklıya ödenmemesi halinde, borçlu temerrüde düşmüş olduğundan, alacağına kavuşamayan alacaklının temerrüt faizi isteyebileceği- “Alacaklının alacağına kavuşamamasının ihtiyati tedbir kararının uygulanmasından kaynaklandığı, haczedilen paranın icra dosyasına girmiş olmasının İİK hükümlerine göre borcun icra dosyasına ödenmesi aşamasının tamamlanması olduğu kadar TBK hükümlerine göre de geçerli ve sonuç doğuran bir ifa olduğu, haczedilmezlik şikâyetinde ihtiyati tedbir kararı alınmış ancak şikâyetin haklı bulunmayarak reddi üzerine icra hâkimince tazminata hükmedileceğine dair özel bir düzenleme de bulunmadığı, HMK 399’de tedbirin haksız çıkmış olmasının yaptırımı düzenlendiğine göre, bunun yerine yasal bir dayanağı bulunmaksızın tedbir nedeniyle paranın geç ödenmesinden dolayı temerrüt faizine hükmedilemeyeceği” görüşünün HGK çoğunluğunca kabul edilmediği-

1. Taraflar arasındaki “şikâyet” isteminden dolayı yapılan inceleme sonunda, Fethiye İcra (Hukuk) Mahkemesince verilen şikâyetin kısmen kabulüne ilişkin karar taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonucunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına direnilmiştir. Hukuk Genel Kurulu tarafından direnme kararının usul yönünden bozulmasından sonra mahkemece Hukuk Genel Kurulunun bozma kararına uyularak yeniden direnme kararı verilmiştir.

2. Direnme kararı şikâyetçi vekili tarafından temyiz edilmiştir.

3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

I. İNCELEME SÜRECİ

Şikâyetçi İstemi:

4. Şikâyetçi vekili şikâyet dilekçesinde; alacaklı tarafından K. Kalkındırma ve Güzelleştirme Derneği aleyhine Fethiye 1. İcra Müdürlüğünün 2014/4802 E. sayılı dosyasında başlatılan takipte tüzel kişiliği sona eren K. Belediye Başkanlığına 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 89. maddesi uyarınca haciz ihbarnamesi gönderildiğini, birinci haciz ihbarnamesine verilen 06.07.2010 tarihli cevap ile dosya borçlusunun tüzel kişiliği sona eren K. Belediye Başkanlığından 36.176,63TL alacağı olduğunun ve ödeme planı doğrultusunda sırası geldiğinde ödeme yapılacağının bildirildiğini, alacaklının yapılacak olan ödemeyi beklemeden müvekkili tüzel kişiliği sona eren K. Belediye Başkanlığına yönelik icra işlemleri başlattığını, müvekkilinin Ziraat Bankası Fethiye Şubesinde bulunan hesaplarına haciz ve bloke koydurduğunu, müvekkili tarafından haciz işlemine karşı Fethiye İcra (Hukuk) Mahkemesinin 2010/670 E. sayılı dosyasında şikâyet yoluna başvurulduğunu, mahkemece müvekkili K. Belediye Başkanlığının (tedbir) talebi üzerine 36.176,63TL’nin 16.03.2011 tarihli müzekkere ile icra dairesinin kasasına alınmasına karar verildiğini ve 17.03.2011 tarihinde 36.176,63TL’nin icra dairesinin hesabına gönderildiğini, icra müdürlüğünün alacaklının yasal temsilcisi olup, icra dosyasına üçüncü kişi olarak 17.03.2011 tarihinde yaptıkları ödeme ile borcun sona erdiğini, buna rağmen alacaklı vekilinin müvekkili Seydikemer Belediye Başkanlığından faiz talep edilmesine yönelik 06.10.2015 tarihli talebinin kabul edilerek müvekkiline muhtıra gönderildiğini, muhtıraya karşı icra müdürlüğünde yaptıkları itirazın icra müdürünün 21.10.2015 tarihli işlemi ile reddedildiğini, 21.10.2015 tarihli memurluk işleminin iptali talepleri yerinde görülmez ise faiz talebinin icra dosyasının asıl borçlusuna yöneltilmesi gerektiğini, talep edilen faiz miktarının da çok yüksek olduğunu, müvekkilinin kamu kurumu olup ticari reeskont faizi uygulanamayacağını, ayrıca dosya borcunun tamamı üzerinden faiz talep edilemeyeceğini ileri sürerek şikâyetin kabulü ile faize yönelik itirazlarının reddine yönelik memurluk işleminin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

Alacaklı Cevabı:

5. Alacaklı vekili cevap dilekçesinde; şikâyetçiye 29.06.2010 tarihinde birinci haciz ihbarnamesi tebliğ edildiğini ve şikâyetçinin 06.07.2010 tarihli cevabında borçlunun 36.176,33TL alacaklı olduğunun ve günü geldikçe icra dosyasına ödeneceğinin bildirildiğini, şikâyetçi tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığından 30.07.2010 tarihinde ikinci haciz ihbarnamesi tebliğ edildiğini ve şikâyetçinin aynı şekilde cevap verdiğini, ödeme yapılmadığı için 21.09.2010 tarihinde üçüncü haciz ihbarnamesi gönderildiğini, borcun ödenmemesi nedeniyle şikâyetçinin tüm hesaplarına ve araçlarına kabul edilen 36.176,23TL ile faiz ve haciz ihbarnameleri masrafları kadar haciz konulduğunu, şikâyetçi tarafından haciz konulan hesapların tamamının ve araçların haczedilemeyeceği iddiası ile icra mahkemesinde şikâyet yoluna başvurulduğunu, Fethiye İcra (Hukuk) Mahkemesinin 01.10.2014 tarihli ve 2010/670 E., 2014/526 K. sayılı kararı ile şikâyetin reddine karar verildiğini, kararın Özel Dairenin 12.03.2015 tarihli ve 2014/30170 E., 2015/5670 K. sayılı kararı ile onandığını, 06.10.2015 tarihinde icra müdürlüğüne başvurarak alacağın varlığının kabul edildiği günden itibaren icra müdürlüğünün hesabına yatırılmadığı için işlemiş faiz, haciz ihbarnamesi masrafları, icra mahkemesinin ilam vekâlet ücreti olmak üzere 59.013,10TL olan alacağın, dosyada bulunan miktarın ödenmesi sonrasında bakiye kalan kısmı yönünden şikâyetçiye muhtıra gönderilmesini talep ettiklerini, muhtıranın şikâyetçiye 14.10.2015 tarihinde tebliğ edildiğini, yedi günlük şikâyet süresi içinde icra mahkemesine başvurulmadığını, şikâyetçinin 06.07.2010 tarihli cevabında borçlunun 36.176,23TL alacaklı olduğunu kabul ettiğini, şikâyetçinin haksız yere haczedilmezlik şikâyetinde bulunarak müvekkilinin alacağına kavuşmasını engellediğini, ödenmeyen sürede faizden sorumlu olduğunu, şikâyetçi tarafından icra dairesine ödenmiş olan miktar düşülerek muhtıra gönderildiğini belirterek şikâyetin reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesi Kararı:

6. Fethiye İcra (Hukuk) Mahkemesinin 01.12.2015 tarihli ve 2015/536 E., 2015/678 K. sayılı kararı ile; üçüncü kişi K. Belediye Başkanlığına gönderilen birinci haciz ihbarnamesine göre 36.176,63TL kısmın kabul edildiği ve kesinleşen bu miktarın icra dairesi kasasına alınmakla birlikte, yine şikâyetçinin mahkemenin 2010/670 E. sayılı dosyasında haczedilemezlik şikâyetinde bulunduğu, şikâyetçinin talebi ile verilen tedbir kararı gereğince alacaklıya ödenmesinin engellendiği ve icra kasasında muhafaza edildiği, buna göre borcun ifa edildiğinden söz etmenin mümkün olmadığı gibi, şikâyetçinin tedbir talebiyle verilen tedbir kararı gereğince icra kasasına intikal eden paranın alacaklıya ödeme yapılmasına engel olunduğundan, borcun kabul edilerek ödeme yükümlülüğünün doğduğu tarihten itibaren yasal faiz oranında faizle sorumlu tutulması gerektiği, paranın alacaklıya zamanında ödenmemesine, şikâyetçinin haczedilemezlik şikâyeti ve bu şikâyet sırasında tedbir talep ederek kendisinin sebebiyet verdiği, bu nedenle işleyecek faizden de sorumlu olması gerektiği, işlemiş faiz hesabına gelince şikâyetçinin birinci haciz ihbarnamesine verdiği 06.07.2010 tarihli cevabında borçluya 36.176,63TL borcun bulunduğunu kabul ettiğinden 07.07.2010 tarihinden muhtıra tarihi olan 09.10.2015 tarihine kadar 36.176,63TL için yıllık %9 oranı üzerinden geçen 1920 gün için birikmiş faiz miktarı 17.126,91TL olarak hesap edildiği, bu hesaba göre icra müdürlüğünce talep edilen bakiye 24.460,45TL borç (faiz) miktarının fazla olduğu gerekçesi ile şikâyetin kısmen kabulü ile Fethiye 1. İcra Müdürlüğünün 2014/4802 E. sayılı dosyasında K. Belediye Başkanlığına izafeten Seydikemer Belediye Başkanlığı adına çıkartılan 24.460,45TL miktarlı bakiye borç muhtırasının 17.126,91TL olarak düzeltilerek buna göre işlem yapılmasına karar verilmiştir.

Özel Daire Bozma Kararı:

7. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

8. Yargıtay 12. Hukuk Dairesince 08.12.2016 tarihli ve 2016/6394 E., 2016/25034 K. sayılı kararı ile;

“…1- Alacaklının temyiz itirazlarının incelenmesinde;

Tarafların iddia ve savunmalarına, dosya içeriğindeki bilgi ve belgelere ve kararın gerekçesine göre alacaklının temyiz itirazlarının REDDİNE;

2- Şikâyetçinin temyiz itirazlarına gelince;

Alacaklı Yuvam … Ltd. Şti. tarafından borçlu K. Kalkındırma ve Güzelleştirme Derneği hakkında kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla başlatılan icra takibinin kesinleşmesi üzerine, şikâyetçi 3. kişiye İİK’nun 89/1, 89/2 ve 89/3. maddeleri gereğince gönderilen haciz ihbarnameleri sonucunda borçlunun, şikâyetçi nezdinde bulunduğu, şikâyetçi tarafından kabul edilen 36.176,63TL alacağının, alacaklı tarafından icra dosyasından tahsilinin gecikmesinden dolayı, alacaklının talebi ile icra müdürlüğünce bu paraya, paranın alacaklıya ödenebilir hâle geldiği tarihe kadar faiz işletilmek suretiyle hesaplanan 24.460,45TL tutarlı muhtıranın şikâyetçiye tebliği nedeniyle şikâyetçi icra mahkemesine başvurarak, icra müdürlüğüne yaptığı söz konusu muhtıranın iptali talebinin reddine ilişkin 21.10.2015 tarihli müdürlük işleminin kaldırılmasını talep etmiş, mahkemece, Fethiye İcra (Hukuk) Mahkemesinin 2010/670 Esas sayılı dosyasından verilen tedbir kararı nedeniyle icra dosyasındaki paranın alacaklıya ödenmesi engellendiğinden, ödeme yükümlülüğünün doğduğu 07.7.2010 tarihinden itibaren, muhtıra tarihi olan 09.10.2015 tarihine kadar yıllık % 9 oranından faiz hesaplanması gerektiğinden bahisle şikâyetin kısmen kabulü ile şikâyetçi 3. kişi adına çıkartılan 24.460,45TL miktarlı bakiye borç muhtırasının 17.126,91TL olarak düzeltilmesine karar verilmiştir.

Somut olayda, takibin kesinleşmesinden sonra şikâyetçi Seydikemer Belediye Başkanlığı’na İİK’nun 89/1. maddesi gereğince gönderilen haciz ihbarnamesi sonucu, şikâyetçi tarafından, borçlunun, şikâyetçi nezdinde 36.176,63TL alacağının olduğunun bildirilmesi nedeniyle, şikâyetçiye İİK’nun 89/2 ve 89/3. maddeleri gereğince haciz ihbarnameleri gönderildikten sonra, alacaklının talebiyle, şikâyetçinin Ziraat Bankası’nda bulunan hesaplarına haciz konulduğu, bu haciz işlemi nedeniyle şikâyetçinin icra hukuk mahkemesine şikâyet yolu ile yaptığı haczedilmezlik şikâyetinde, Fethiye İcra (Hukuk) Mahkemesinin 2010/670 Esas sayılı dosyasından 16.03.2011 tarihinde icra müdürlüğüne gönderilen müzekkere ile şikâyetçinin Ziraat Bankası hesabındaki 36.176,63TL’nin icra müdürlüğü kasasına alınmasına, ancak alacaklıya ödenmemesi yönünde tedbir kararı verildiğinin, aynı mahkemenin 05.10.2015 tarihli müzekkeresi ile de, verilen bu tedbir kararının kaldırıldığının bildirildiği, alacaklının icra müdürlüğüne başvurarak, tedbir kararı nedeniyle dosyadaki paranın alacaklıya ödenemediği günler için faiz işletilerek şikâyetçiye muhtıra gönderilmesini talep ettiği, müdürlükçe talebin kabulü ile şikâyetçiye muhtıra gönderilerek 24.460,45TL borç olduğunun bildirildiği, şikâyetçinin, faiz talep edilemeyeceğini belirterek borcu olmadığına karar verilmesi talebiyle icra müdürlüğüne yaptığı başvurunun müdürlüğün 21.10.2015 tarihli kararı ile reddedildiği anlaşılmıştır.

Şikâyetçinin 89/1 haciz ihbarnamesine verdiği 06.7.2010 tarihli cevabi yazı ile, borçlunun, şikâyetçi nezdinde 36.176,63TL alacağının olduğunun kabul edildiği ve bu miktarın tahsili için şikâyetçinin Ziraat Bankası hesabına 03.11.2010 tarihinde haciz konulduğu, bu paranın, icra dosyası ile ilgili olarak şikâyetçi tarafından açılan haczedilmezlik şikâyetine ilişkin Fethiye İcra (Hukuk) Mahkemesinin 2010/670 Esas sayılı dosyasında verilen ve Ziraat Bankası’nda bulunan paralar yönünden takibin durdurulmasına ilişkin 24.11.2010 tarihli tedbir kararı nedeniyle gönderilemediği, ancak tedbir kararının, 16.3.2011 tarihli ara kararı ile paranın alacaklıya ödenmemesi şeklinde değiştirilmesi üzerine, paranın 17.3.2011’de icra dosyası kasasına alındığı, aynı mahkemenin 05.10.2015 tarihli tedbirin kaldırılmasına ilişkin kararı üzerine de 08.10.2015 tarihinde alacaklıya ödendiği görülmüştür.

Tüm bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere, şikâyetçi nezdinde olduğu kabul edilen borçlunun alacaklı olduğu 36.176,63TL paranın alacaklıya ödenmemesinin, Fethiye İcra (Hukuk) Mahkemesinin ihtiyati tedbir ara kararına dayandığı anlaşılmış olup, şikâyetçi 3. kişinin kusurundan kaynaklanan bir ödenmeme hâli bulunmadığından, şikâyetçinin İİK’nun 89. maddesi gereğince nezdinde olduğunu kabul ettiği paraya faiz işletilerek ödeme muhtırası gönderilmesi yerinde değildir.

O hâlde mahkemece, şikâyetin kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile istemin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir…” gerekçesiyle şikâyetçinin temyiz itirazlarının kabulü ile (2) nolu bentte yazılı nedenlerle karar bozulmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin Birinci (Direnme) Kararı:

9. Fethiye İcra (Hukuk) Mahkemesinin 21.11.2017 tarihli ve 2017/612 E., 2017/612 K. sayılı kararı ile; önceki karar gerekçesi ile direnme kararı verilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu Kararı:

10. Hukuk Genel Kurulunun 18.04.2018 tarihli ve 2018/12-412 E., 2018/934 K. sayılı kararı ile; kararın usulden bozulmasına, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin İkinci (Direnme) Kararı:

11. Fethiye İcra (Hukuk) Mahkemesinin 05.06.2018 tarihli ve 2018/259 E., 2018/276 K. sayılı kararı ile; Hukuk Genel Kurulunun usul bozması öncesinde verilen gerekçeyle direnme kararı verilmiştir.

Direnme Kararının Temyizi:

12. Direnme kararı süresi içinde şikâyetçi vekili tarafından temyiz edilmiştir.

II. UYUŞMAZLIK

13. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; şikâyetçi nezdinde olduğu kabul edilen borçlunun alacaklı olduğu 36.176,63TL paranın alacaklıya ödenmemesinin, şikâyetçinin talebi üzerine Fethiye İcra (Hukuk) Mahkemesince verilen ihtiyati tedbir ara kararına dayanması karşısında, şikâyetçinin İİK’nın 89. maddesi gereğince nezdinde olduğunu kabul ettiği paraya faiz işletilerek ödeme muhtırası gönderilmesinin yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

III. GEREKÇE

14. Cebri icra hukuku maddi hukuktan kaynaklanan taleplerin devlet kuvveti ile zor kullanmak suretiyle gerçekleştirilmesini sağlayan bir hukuk dalıdır ve borçlarını, zamanında ve rızaları ile yerine getirmeyen borçlulara karşı, alacaklıların devlet kuvvetinin yardımı ile alacaklarına nasıl kavuşacağını düzenler. Alacaklı, özel hukuktan doğan hak ve alacağını, devlet adına üstün devlet gücünü kullanmaya yetkili İcra ve İflas Daireleri aracılığı ile alabilir. İcra hukukunun amacı, cebri icra organlarının yardımıyla alacaklının ihlal edilen hakkına kavuşturulmasıdır. Alacaklının alacağına kavuşması için devlet, cebri icra organlarınca (icra dairesince) borçlunun mallarına el koyar, bu mallar satılır ve elde edilen para ile alacaklının alacağı ödenir.

15. Kural olarak, borçlunun malvarlığını teşkil eden mal, alacak ve hakları, alacaklılarına karşı bir tür teminat teşkil eder ve bu nedenle borçlunun alacaklıları tarafından borç için haczettirilebilir. Haciz cebri icra organı tarafından yapılan devlete ilişkin bir hakimiyet tasarrufu olup, icra takibinin konusu olan belli bir para alacağının ödenmesini sağlamak için, bu yolda istemde bulunan alacaklı lehine, söz konusu alacağı karşılayacak miktar ve değerdeki borçluya ait mal ve haklara, icra memuru tarafından hukuken el konulmasıdır. Haczin amacı borçlunun mallarının paraya çevrilerek alacaklının tatminidir. İİK’nın 85. maddesinin 1. fıkrasına göre icra dairesince, borçlunun kendi yedinde veya üçüncü şahısta bulunan menkul malları ile gayrimenkullerinden ve alacak ve haklarından alacaklının ana para, faiz ve masraflar da dâhil olmak üzere bütün alacaklarına yetecek miktarı haczedilir. İİK’nın 85. maddesinin 2. fıkrası borçluya ait olup da üçüncü kişi elinde olan malların da haczedilebileceğini öngörmektedir.

16. Bu aşamada temerrüt faizinin açıklanması gerekmektedir.

17. Kanunlarımızda faizin tanımı yapılmamıştır. Farklı kaynakları ve farklı uygulama alanları bulunduğundan faizin yeterli bir tanımını vermek de zorluk arz eder. Genel olarak faiz, konusu para olan borçlarda alacaklının parayı kullanmaktan mahrum kaldığı süre için borçludan almaya hak kazandığı bir karşılıktır (Von Tuhr, Andreas: Borçlar Hukukunun Umumi Kısmı, C.I-II, Çev. Cevat, Edege: Ankara 1983, s. 61; Eren, Fikret: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Ankara 2017, s. 1005; Serozan, Rona/ Kocayusufpaşaoğlu, Necip/ Hatemi, Hüseyin/ Arpacı, Abdülkadir: Borçlar Hukuku Genel Bölüm, C.III, İstanbul 2014, s. 106; Helvacı, Mehmet: Borçlar ve Ticaret Kanunu Bakımından Para Borçlarında Faiz Kavramı, İstanbul 2000, s. 43 vd.; Barlas, Nami: Para Borçlarının İfasında Borçlunun Temerrüdü ve Temerrüt Açısından Düzenlenen Genel Sonuçlar, İstanbul 1992, s. 127 vd.). Hukuk Genel Kurulunun 15.05.2015 tarihli ve 2013/2249 E., 2015/1362 K. ile 16.05.2018 tarihli ve 2017/19-1628 E., 2018/1098 K. sayılı kararlarında da bu hususa işaret edilmiştir.

18. Temerrüt faizi ise bir para borcunun sözleşme ile belirlenen veya kanun hükmü gereği ödenmesi gereken tarihte yerine getirilmediği takdirde ödenmesi gereken faiz türüdür. 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (BK) 103. maddesi gereği kendiliğinden işlemeye başlar ve temerrüdün devamı süresince de varlığını sürdürür. Temerrüt faizi yükümlülüğünün doğumu için borçlunun alıkoyduğu paradan yarar sağlaması şart olmadığı gibi bu yararların iadesi amacı da bulunmaz. Temerrüt faizi talep edebilmek için borçlunun temerrüde düşmekte kusurlu olması şart değildir. Borçlu, bu konuda kendisine hiçbir kusur yüklenemeyeceğini ileri sürerek ve bunu kanıtlayarak faiz ödeme yükümlülüğünden de kurtulamaz.

19. İcra veznesine giren paranın alacaklıya ödenmesi borçlunun şikâyet etmesi ve şikâyet üzerine icra mahkemesinin icrayı durdurma kararı (İİK m. 22) vermiş olması nedeniyle gecikirse, o zaman icra mahkemesinin şikâyet hakkında vereceği kararın kesinleşmesine kadar icra dairesi alacaklıya ödeme yapamayacağından, o tarihe kadar temerrüt faizi yürütülmesi gerekir (Kuru, Baki: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Ankara 2013, s. 90).

20. Şikâyetçinin icra dosyasına yatırdığı paranın kendisi dışında bir nedenle örneğin iflas erteleme davasında verilen ihtiyati tedbir kararı ile alacaklıya ödenmemesi hâlinde temerütten söz edilemez.

21. Somut olayda; alacaklı Yuvam İnşaat Ltd. Şti. vekili tarafından borçlu K. Kalkındırma ve Güzelleştirme Derneği aleyhine başlatılan kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takibin kesinleşmesi üzerine alacaklı vekilinin talebi ile üçüncü kişi K. Belediyesine İİK’nın 89. maddesine göre birinci haciz ihbarnamesi gönderilmiş ve üçüncü kişi K. Belediyesi Başkanlığı 06.07.2010 tarihli cevabında “…Borçlu K. Kalkındırma ve Güzelleştirme Derneğinin belediyemizde 36.176,63TL alacağı bulunmakta olup belediyemizin ödeme programına göre günü geldikçe ödenecektir. Tarafımıza gönderilen birinci haciz ihbarnamesine karşı cevaplarımızı sunar, bunun yanında dosya alacağının bildirdiğimiz meblağ dışında kalan kısmına itiraz ederiz.” şeklinde cevap vermiştir. Alacaklı vekilinin 30.07.2010 tarihli “icra dosyasında borçlunun 36.176,63TL alacaklı bulunduğu K. Belediyesine iş bu kere ikinci haciz ihbarnamesi gönderilmesine” talebi üzerine üçüncü kişi K. Belediyesine ikinci haciz ihbarnamesi gönderilmiş ve üçüncü kişi K. Belediyesi Başkanlığı tarafından 12.08.2010 tarihli cevabında “…birinci haciz ihbarnamesine yasal süresi içinde cevap verilmiş ve itiraz edilmiştir. Dosya borçlusu K. Kalkındırma ve Güzelleştirme Derneğinin belediyemize 36.176,63TL alacağının bulunduğu, belediyemizin ödeme programına göre günü geldikçe dosyanıza ödeneceği, bu meblağın dışında kalan kısma itiraz ettiğimiz bildirilmiş, ödeme günü gelmemiştir. İkinci haciz ihbarnamesi tebliği üzerine yasal süre içinde cevaplarımızı sunuyor ve yukarıda belirttiğimiz cevap doğrultusunda itiraz ediyoruz. Tarafımıza gönderilen ikinci haciz ihbarnamesine karşı cevaplarımızı sunar, bunun yanında dosya alacağının bildirdiğimiz meblağ dışında kalan kısmına itiraz ederiz…” şeklinde cevap vermiştir. Alacaklı vekilinin 21.09.2010 tarihli “borçlunun K. Belediyesinden alacağı 36.176,63 üzerine ve giderlerle birlikte 65.154,53 (takip çıkışı) lira borçtan dolayı haciz konularak yapılan ikinci ihbara rağmen müddeti içinde itiraz etmemeniz sebebiyle borç zimmetinizde (mal yedinizde) sayılan bedel için işbu kere 3. haciz ihbarnamesi gönderilmesi” şeklindeki talebi üzerine üçüncü kişi K. Belediyesine 16.10.2010 tarihinde üçüncü haciz ihbarnamesinin tebliğ edilmiştir.

22. Alacaklı vekilinin 03.11.2020 tarihli K. Belediyesinin banka hesaplarının haczedilmesi talebi üzerine T.C. Ziraat Bankasına A.Ş. Fethiye Şubesine haciz müzekkeresi gönderilmiş ve T.C. Ziraat Bankası A.Ş. Fethiye Şubesi’nin 05.11.2010 tarihli cevabında borçlu K. Belediyesinin hesaplarına haciz ve bloke konulduğu bildirilmiştir. Alacaklı vekilinin 22.11.2010 tarihinde “Fethiye Ziraat Bankası şube müdürlüğü nezdinde bloke altına alınmış bulanan miktarların müdürlüğümüz dosyasına gönderilmesi” şeklindeki talepte bulunulması üzerine icra müdürlüğünce 22.11.2010 tarihinde Ziraat Bankası Fethiye Şubesine müzekkere yazılarak bloke konulan 2.293,94TL ve 29.633,04TL’nin dosyaya yatırılmasına karar verildiğinden, belirtilen miktarların icra dosyasına gönderilmesi gerektiği bildirilmiştir.

23. Şikâyetçi K. Belediyesi vekili banka hesaplarının fiilen kamu hizmetinde kullanıldığını ileri sürerek haczedilmezlik şikâyeti ile icra mahkemesine başvurmuş, Fethiye İcra (Hukuk) Mahkemesinin 2010/670 E. sayılı dosyasında verilen ve icra müdürlüğüne gönderilen 24.11.2010 tarihli tedbir ara kararı ile “…dairenizin 2010/878 E. sayılı dosyasında borçlunun T.C. Ziraat Bankası Fethiye Şubesi 0203/38324206-5012 nolu hesabındaki paralar yönünden takibin sonuçlanıncaya kadar tedbiren durdurulmasına…” karar verilmiştir. İcra mahkemesince 16.03.2011 tarihli tedbir ara kararı ile de “…davacı (şikâyetçi) borçlu K. Belediye Başkanlığının talebi üzerine Ziraat Bankası Fethiye Şubesi hesabındaki 36.176,63TL’nin dairenizin kasasına alınması ve alacaklıya tedbiren ödenmemesi yönünde…” karar verilmiş, 17.03.2011 tarihli tahsilat makbuzu ile 36.176,63TL icra dosyasına alınmıştır.

24. Fethiye İcra (Hukuk) Mahkemesinin 01.10.2014 tarihli ve 2010/670 E., 2014/526 K. sayılı kararı ile şikâyetin reddine karar verilmiş, şikâyetçi vekilinin temyizi üzerine Özel Dairenin 12.03.2015 tarihli ve 2014/30170 E., 2015/5670 K. sayılı kararı ile karar onanmış, şikâyetçi vekilinin karar düzeltme istemi Özel Dairenin 17.09.2015 tarihli ve 2015/16280 E., 2015/21699 K. sayılı kararı ile reddedilmiştir. Fethiye İcra (Hukuk) Mahkemesinin 2010/670 E. sayılı dosyasında icra müdürlüğüne gönderilen 05.10.2015 tarihli müzekkere ile “dairenizin 2010/878 esas sayılı dosyasında Ziraat Bankası Fethiye Şubesindeki 36.176,63TL’nin alacaklıya ödenmemesi yönündeki tedbir kararı davanın sonuçlanması nedeniyle” kaldırıldığı bildirilmiştir.

25. Alacaklı vekili 06.10.2015 tarihinde icra dosyasına başvurarak 36.176,63TL ana para, birinci haciz ihbarnamesi tebliğ tarihinden itibaren 22.321,47TL işlemiş faiz, haciz ihbarnamesi masrafı olan 15TL, Fethiye İcra (Hukuk) Mahkemesinin 2010/670 E. sayılı dosyasında lehine hükmedilen 500TL vekâlet ücreti olmak üzere toplam 59.013,10TL’nin dosyada mevcut 36.176,63TL’nin mahsubu ile kalan bakiye 22.836,97TL için K. Belediyesine izafeten Seydikemer Belediye Başkanlığına muhtıra gönderilmesini talep etmiştir. K. Belediyesine izafeten Seydikemer Belediye Başkanlığına gönderilmek üzere düzenlenen 09.10.2015 tarihli muhtırada bakiye borç 24.460,45TL olarak gösterilmiştir. Seydikemer Belediye Başkanlığının icra dosyasına verdiği 17.10.2015 tarihli dilekçesinde “…Dosya alacaklısının borç muhtırasında ödenmesi talep ettiği 24.460,45TL’lik faiz miktarı ilgili yasa ve Yargıtay kararlarından da görüleceği üzere tarafımızdan talep edilemez. Faiz talep edilecek olursa da dosya asıl borçlusundan talep edilmesi gerekmektedir. İtirazlarımız yerinde görülmeyecek olursa da talep edilen faiz miktarı çok yüksektir. Dosya borcunun tamamı üzerinden faiz talep edilemez. Belirtmiş olduğumuz nedenlerle 14.10.2015 tebliğ tarihli borç muhtırasına süresinde itiraz ediyoruz ve talebimiz doğrultusunda müvekkil Seydikemer Belediye Başkanlığından faiz talep edilemeyeceğine ve Seydikemer Belediye Başkanlığının borcunun olmadığına ilişkin karar verilmesini talep ediyoruz…” şeklinde talepte bulunmuş, icra müdürlüğünün 21.10.2015 tarihli işlemi ile Seydikemer Belediye Başkanlığı vekilinin faize yönelik itirazı yerinde görülmeyerek talebin reddine karar verilmiştir. Şikâyetçi Seydikemer Belediye Başkanlığı 21.10.2015 tarihli memurluk işleminin iptali istemi ile icra mahkemesine başvurmuştur.

26. İcra takibinin amacı alacaklının alacağına kavuşmasıdır. İİK’nın 89. maddesi gereğince borç zimmetinde sayılan şikâyetçinin talebi üzerine icra mahkemesince verilen 16.03.2011 tarihli tedbir ara kararı ile icra kasasına giren paranın alacaklıya ödenmesi engellenmiş olup borçlu, paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde direngen davrandığından borçlunun temerrüdü oluşmuştur. Bu borçlunun, paranın alacaklıya ödenmesini engeller şekilde yaptığı ödeme ise sadece o miktar borç için icraya devam olunmasını ve haciz yapılmasını engeller. Ancak temerrüt faizinin işlemesine engel teşkil etmez.

27. Şu hâle göre icra kasasındaki para şikâyetçinin talebi üzerine verilen tedbir ara kararı ile alacaklıya ödenmediğinden borçlu temerrüde düşmüş olup, alacaklı alacağına kavuşamadığından temerrüt faizi isteyebilir.

28. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında; alacaklının alacağına kavuşamamasının ihtiyati tedbir kararının uygulanmasından kaynaklandığı, haczedilen paranın icra dosyasına girmiş olmasının İİK hükümlerine göre borcun icra dosyasına ödenmesi aşamasının tamamlanması olduğu kadar 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) hükümlerine göre de geçerli ve sonuç doğuran bir ifa olduğu, icra veznesine giren paranın ihtiyati tedbir kararı nedeniyle alacaklıya ödenmemesi hâlinde temerrüt faizinin işlemeye devam edeceğine dair ne TBK’da ne de İİK’da bir düzenleme bulunmadığı, genel hükümlere bakıldığında da icra veznesine girmekle ödemenin gerçekleştiği, para borcu için temerrüt faizinin işlemeye devam etmesini mümkün kılan yasal bir dayanak bulunmadığı, haczedilmezlik şikâyetinde ihtiyati tedbir kararı alınmış ancak şikâyetin haklı bulunmayarak reddi üzerine icra hâkimince tazminata hükmedileceğine dair özel bir düzenleme de bulunmadığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 399. maddesinde tedbirin haksız çıkmış olmasının yaptırımı düzenlendiğine göre, bunun yerine yasal bir dayanağı bulunmaksızın tedbir nedeniyle paranın geç ödenmesinden dolayı temerrüt faizine hükmedilemeyeceği gerekçesiyle direnme kararının bozulması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de bu görüş Kurul çoğunluğunca kabul edilmemiştir.

29. Hâl böyle olunca; yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı yerel mahkemece verilen direnme kararı usul ve yasaya uygun olup yerindedir.

30. Ne var ki, şikâyetçinin diğer temyiz itirazları Özel Dairece incelenmediğinden bu konuda inceleme yapılmak üzere dosya Özel Daireye gönderilmelidir.

IV. SONUÇ:

Açıklanan nedenlerle;

Direnme uygun olup şikâyetçi vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın YARGITAY 12. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE,

Ancak karar düzeltme yolunun açık olması sebebiyle öncelikle mahkemesince Hukuk Genel Kurulu kararının taraflara tebliğ işlemlerinin yerine getirilmesine, karar düzeltme yoluna başvurulması hâlinde dosyanın Hukuk Genel Kuruluna, başvurulmaması hâlinde ise mahkemesince doğrudan YARGITAY 12. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE,

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’na 5311 sayılı Kanun’un 29. maddesi ile eklenen Geçici 7. maddesinin göndermesi ile uygulanması gereken İİK’nın 366/III. maddesi uyarınca kararın tebliğden itibaren on gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 18.05.2022 tarihinde yapılan ikinci görüşmede oy çokluğu ile karar verildi.

Adem ALBAYRAK, Belkıs KARAKAŞ, Öznur KAKİLLİOĞLU ve Zeki GÖZÜTOK’un KARŞI OYU:

Özel Daire ile Mahkeme arasında direnmeye konu olan uyuşmazlık, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu 89. madde kapsamında çıkarılan haciz ihbarnamesine verilen cevap ile şikâyetçi Belediye başkanlığı nezdinde olduğu kabul edilen borçlunun alacaklı olduğu 36.176,63TL paranın icra dosyasına yatırılmaması üzerine, şikâyetçinin banka hesabında olan ve haczedilen paranın alınan tedbir kararına dayalı olarak alacaklıya geç ödenmesinden dolayı aradan geçen süre için temerrüt faizi işletilmesi gerekip gerekmediği buradan hareketle paraya faiz işletilerek ödeme muhtırası gönderilmesinin yerinde olup olmadığı noktasındadır.

Somut uyuşmazlıkta, şikâyetçinin 89/1 haciz ihbarnamesine verdiği 06.07.2010 tarihli cevabi yazı ile borçlunun, şikâyetçi nezdinde 36.176,63TL alacağının olduğunun kabul edildiği ve bu miktarın tahsili için şikâyetçinin Ziraat Bankası hesabına 03.11.2010 tarihinde haciz konulduğu, bu paranın icra dosyası ile ilgili olarak şikâyetçi tarafından açılan haczedilmezlik şikâyetine ilişkin Fethiye İcra (Hukuk) Mahkemesinin 2010/670 Esas sayılı dosyasında verilen ve Ziraat Bankası’nda bulunan paralar yönünden takibin durdurulmasına ilişkin 24.11.2010 tarihli tedbir kararı nedeniyle gönderilemediği ancak tedbir kararının, 16.03.2011 tarihli ara kararı ile paranın alacaklıya ödenmemesi şeklinde değiştirilmesi üzerine, paranın 17.03.2011’de icra dosyası kasasına alındığı, aynı mahkemenin 05.10.2015 tarihli tedbirin kaldırılmasına ilişkin kararı üzerine de 08.10.2015 tarihinde alacaklıya ödendiği anlaşılmaktadır.

İcra takibi yoluyla istenen alacağın icra dosyasına ödenmiş olması İİK hükümlerine göre borcun icra dosyasına ödenmesi aşamasının tamamlanması olduğu kadar 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümlerine göre de geçerli ve sonuç doğuran bir ifadır. Yasanın tanıdığı bir hakkın kullanılması suretiyle bu paranın alacaklıya ödenmemesi için ihtiyati tedbir kararı alınmış ve uygulanmış olması icra veznesine, borcun ödenmediği anlamına gelmeyip icra veznesine giren paranın alacaklıya ödenmesi aşamasının durdurulması niteliğindedir.

Temerrüt faizi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 120. maddede genel olarak düzenlenmiş olup pek çok özel yasada da temerrüt faizine ilişkin özel düzenlemeler bulunmaktadır. Temerrüt faizi, borçlunun para borcunu zamanında ödememesi ve temerrüde düşmesi üzerine, yasa gereği olarak kendiliğinden, temerrüdü takip eden günden itibaren başlayan ve temerrüt devam ettikçe varlığını sürdüren ve hüküm altına alınabilmesi için alacaklının bir talebinin varlığını zorunlu kılan bir karşılıktır (Nami Barlas, Para Borçlarının İfasında Borçlunun Temerrüdü ve Bu Temerrüt Açısından Düzenlenen Genel Sonuçlar, 1991 sayfa 126 vd.). Borçlunun borçtan kurtulmasını sağlayacak şekilde gerçekleşen ödeme gerçekleşmiş ise borçlunun temerrüdü sona ereceğinden buna bağlı olarak temerrüt faizi ödeme borcu da sona erecektir.

Alacaklı haciz aşaması gerçekleşmiş ve sonrasında icra veznesine alınmış olan alacağına bir süre kavuşamamış ise de bu durum ihtiyati tedbir kararının uygulanmasından doğmuştur. Paranın haczedilmesiyle birlikte borçlunun tasarruf yetkisi kısıtlanmış sonrasında tedbirin değiştirilmesine bağlı olarak para icra veznesine girince de borçlar hukuku anlamında ifa gerçekleşmiştir. Zira haczedilen paranın icra dosyasına girmiş olması İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre borcun icra dosyasına ödenmesi aşamasının tamamlanması olduğu kadar 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümlerine göre de geçerli ve sonuç doğuran bir ifadır.

İcra veznesine giren paranın ihtiyati tedbir kararı nedeniyle alacaklıya ödenmemesi hâlinde temerrüt faizinin işlemeye devam edeceğine dair ne Türk Borçlar Kanununda ne de İcra ve İflas Kanununda bir düzenleme bulunmamaktadır. Özel bir düzenlemenin bulunmadığı durumlarda da genel hükümler uygulanacaktır. Genel hükümlerle bakıldığında da icra veznesine girmekle ödemenin gerçekleştiği para borcu için temerrüt faizinin işlemeye devam etmesini mümkün kılan yasal bir dayanak bulunmamaktadır.

Haczedilmezlik şikâyetinde ihtiyati tedbir kararı alınmış ancak şikâyetin haklı bulunmayarak reddi üzerine icra hukuk hakimince tazminata hükmedileceğine dair özel bir düzenleme de bulunmamaktadır. Bu şekilde özel bir düzenleme bulunmasa da haksız çıkılan ihtiyati tedbir kararı ile de tazminat davasının düzenlendiği HMK 399. madde de buna ilişkin yaptırım yer almaktadır. Tedbirde haksız çıkılmış olmasının kanunda bir yaptırımı düzenlendiğine göre, bunun yerine yasal bir dayanağı bulunmaksızın tedbir nedeniyle paranın geç ödenmesinden dolayı temerrüt faizine hükmedilebileceği de düşünülemez.

Yukarıda açıklanan nedenlerle tedbir nedeniyle paranın geç ödenmesinden dolayı faize hükmedilemeyeceğine değinen Özel Daire kararı gibi hükmün bozulması gerektiği görüşünde olduğumuzdan, faiz istenebileceği kabul edilerek hükmün onanması yönünden oluşan değerli çoğunluk görüşüne katılamıyoruz.

HGK. 18.05.2022 T. E: 2018/12-1123, K: 670

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu