2021 YılıBAM Konya 7. Hukuk DairesiHacze İştirakSıra CetveliTasarrufun İptali

Tasarrufun iptali davalarında verilen ihtiyati hacizlerden birinin, ilk kesinleşen ihtiyati hacze iştirakinin İİK’nın 268. ve 100. maddelerine göre belirleneceği-

Tasarrufun iptali davalarında verilen ihtiyati hacizlerden birinin, ilk kesinleşen ihtiyati hacze iştirakinin İİK’nın 268. ve 100. maddelerine göre belirleneceği-

Yukarıda tarih ve numarası yazılı ilk derece mahkeme kararı aleyhine istinaf yasa yoluna başvurulmuş olmakla, Dairemizce HMK’nun 353. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda dosyadaki belgeler okundu, incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

ŞİKAYETÇİ TÜRKİYE İ. BANKASI AŞ VEKİLİ DİLEKÇESİNDE:

Aydın Ili, Didim Ilçesi, Altınkum Mahallesi Gevrek Mevkii 51 Cilt 5087 Sayfa 4646 Ada 13 Parsel Dubleks Mesken vasıflı taşınmazın Konya 13. İcra Müdürlüğü 2017/96 E. Sayılı dosyasından Didim İcra Müdürlüğü’nün 2019/656 talimat sayılı dosyasına gönderilen satış talimatına istinaden satılarak paraya çevrildiğini, ihalenin kesinleşmesi ile icra dairesinin İİK md. 100′ e yarar bilgileri topladığını ve ilk haciz alacaklısı olduğundan bahisle 622.769,88 TL ihale bedelinin tamamının sıra cetveli düzenlemek üzere Konya 13. İcra Müdürlüğü 2017/96 E. Sayılı dosya alacaklısı olan davalı tarafa ödenmesine karar verildiğini,

Adı geçen taşınmaz hakkında müvekkil banka tarafından Konya 2 Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2018/142 E -2020-118 K. Sayılı dosyası üzerinden, davalı tarafından ise Konya 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2017/605 E – 2019/576 K. Sayılı dosyası üzerinden aynı taşınmaz için tasarrufun iptali davası açıldığını,

Müvekkil bankanın dava dışı N. Sırıt hakkında başlatmış olduğu icra takibinin, davalı tarafın takibinden daha önce başlatıldığını ve davalı tarafın takibine göre de daha önce kesinleştiğini,

Tasarrufun iptali davası kapsamında kesin hacze dönüşen ihtiyati haciz kararı ve İİK.’ nın 100/1 maddesindeki şartların gerçekleşmesi halinde, diğer hacizlere iştirak edilebileceğini, bu kapsamda müvekkil bankanın İİK.’ nın 100/1 maddesindeki şartları karşıladığını, müvekkil banka tarafından açılan takibin tarihi ve kesinleşmesinin daha önce olması nedeni ile somut olayda davalı Yapı ve Kredi Bankası A.Ş.’ nin haczine müvekkil bankanın iştirak etmesi gerektiğini belirterek 22.09.2020 tarihinde düzenlenen sıra cetveline karşı itirazlarının kabulü ile sıra cetvelinde yapılan hatanın düzeltilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

DAVALI Y. AŞ VEKİLİ CEVABINDA:

Davacı tarafça alınmış kesin aciz belgesi olmadığı gibi, açılmış bulunan tasarrufun iptali davası ve ihtiyati haciz kararının da taraflarınca açılan tasarrufun iptali davasından çok sonra olduğunu, ihtiyati hacizlerinin daha önce kesin hacze dönüşmüş olup buna istinaden yapılan satış üzerinden hazırlanan sıra cetvelinin hukuka uygun olup hata söz konusu olmadığını, bu nedenlerle davacı tarafça açılan davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :

    “Davalı banka tarafından açılan Konya 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2017/605 E 2019/576 K sayılı tasarrufun iptali davasının 27/06/2019 tarihinde kesinleştiği, ihtiyati haczin kesin hacze dönüştüğü tarihin kararın kesinleştiği tarih olarak kabul edileceğinin kanun kapsamında hüküm altına alındığı, davacı bankanın Konya 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/142 E 2020/118 K sayılı tasarrufun iptali davasının 25/02/2020 tarihinde kesinleştiği, sıra cetveli düzenlenirken haciz tarihlerinin baz alındığı, kesinleşme tarihleri baz alındığında icra müdürlüğünce düzenlenen 22/09/2020 tarihli sıra cetvelinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla” şeklinde gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.

ŞİKAYETÇİ TÜRKİYE İ. BANKASI AŞ VEKİLİ TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Özü itibariyle şikayet dilekçesini tekrar etmiş, yerel mahkeme tarafından dava dilekçsinde yer alan ve deliler kısmında da ayrıntıları belirtilen dosyalar ve deliller toplanmaksızın ve incelenmeksizin karar verildiğini belirterek ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:
Uyuşmazlık konusu, davacı ve davalının açtıkları tasarrufun iptali davası kapsamında taşınmaza konulan ihtiyati hacizlerden birinin öncelikle kesin hacze dönüşmesi halinde diğer ihtiyati haczin (veya kesinleşmiş ise kesin haczin) öncelikle kesin hacze dönüşen hacze iştirak edip edemeyeceğine ilişkindir.

“Tasarrufun iptali davaları için geçici hukuki himaye olarak Kanun Koyucu İİK’nın 281/2. maddesi ile ihtiyati tedbir değil, iptale tabi tasarrufun konusunu oluşturan mal üzerine ihtiyati haciz konulmasını öngörmüştür. Tasarrufun iptali davalarında  İİK’nun 281/2. maddesi  uyarınca uygulanan  ihtiyati haciz, tasarrufun iptali davasının kabulü ile kesin hacze dönüşür. Tasarrufun iptali davalarında verilen ihtiyati hacizlerden birinin, ilk kesinleşen ihtiyati hacze iştiraki İİK’nın 268. ve 100. maddelerine göre belirlenir. İhtiyati hacizler ise tasarrufun iptali davasının karara bağlandığı tarihte kesinleşir ve bu tarihe göre, sıra cetvelinde yer alırlar, ayrıca İİK’nın 268. maddesi şartlarında, önceki hacizlere iştirak edebilirler.” (Yargıtay 23. HD.nin 2013/3259-5585 E.K. Sayılı ilamı)

Somut olayda, ilk derece mahkemesince, (şikayete ilişkin deliller çerçevesinde şikayette ileri sürülen iddialar değerlendirilmeden) dosyada zaten tarafların kabulünde olan, haczin kesinleşme tarihlerine göre şikayet hakkında karar verildiği görülmektedir. Üstelik, ilk derece mahkemesince bu tespit yapılırken, davada her iki tarafında ileri sürdüğü “tasarrufun iptali davasında konulan ihtiyati haczin tasarrufun iptali davasının kabulü kararı ile kesin hacze dönüştüğü” önermesi için “ihtiyati haczin kesin hacze dönüştüğü tarihin kararın kesinleştiği tarih olarak kabul edileceğinin kanun kapsamında hüküm altına alındığı,” saptaması yapılmıştır.

“İİK. mad. 281/II uyarınca verilen «ihtiyati haciz kararı» ne zaman ve ne şekilde kesin hacze dönüşür ? İİK. mad. 264/III burada kıyasen uygulanacak mıdır? Doktrinde, tartışmalı olan bu konu hakkında yüksek mahkeme «İİK. 281/II?de düzenlenmiş olan ihtiyati haczin, İİK. 257 vd.’daki ihtiyati hacizden farklı olduğunu, davayı kazanan davacı alacaklının İİK. 181/II kapsamındaki ihtiyati haczin dayanağı olan ilamı bir aylık süre içinde, icra dairesine ibraz etmesinin zorunlu bulunmadığını (İİK. mad. 264/III hükmünün burada uygulanmayacağını)» «tasarrufun iptali davası sırasında verilen ihtiyati haczin’tasarrufun iptali kararı’ ile kesin hacze dönüşmüş olacağını» belirtmiştir…

Uygulamadaki önemi nedeniyle ayrıca belirtelim ki; mahkemenin «tasarrufun iptaline, davanın kabulüne» karar verdiği tarihte, daha önce tapuya konulan ihtiyati haciz, kendiliğinden kesin hacze dönüşmüş olduğundan, davacı-alacaklının -ayrıca, mahkemenin kararının kesinleşmesini beklemeden- bu tarihten itibaren bir yıl içinde (İİK. mad. 106, 110) satış avansını da yatırarak satış talebinde bulunması gerekir. Aksi taktirde, bir yıl geçince koydurduğu haciz düşer.” (Av. Talih Uyar-“Tasarrufun İptali Davaları” adlı makalesinden)

Dolayısıyla, ilk derece mahkemesinin, (ihtiyati haczin kesin hacze dönüştüğü tarihe dair) kabule göre de vermiş olduğu kararda, hangi kanunun hangi maddesine dayandığı ilk derece mahkemesince açıklanmadığı gibi bu şekilde bir gerekçe, Anayasa’nın 141/3. Maddesi 6100 Sayılı HMK’nun 27 ve 297. Maddelerine de uygun değildir. Kaldı ki, yukarıdaki açıklamalara göre, mahkemenin bu konudaki gerekçesinin yerinde olmadığı da anlaşılmaktadır.

Netice olarak, HMK.nun 353/1.a.6 maddesi “(Değişik:22/7/2020-7251/35 md.) Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması.” şeklinde düzenlenmiştir. Dolayısıyla ilk derece mahkemesince, “Tasarrufun iptali davalarında verilen ihtiyati hacizlerden birinin, ilk kesinleşen ihtiyati hacze iştiraki İİK’nın 268. ve 100. maddelerine göre belirlenir.” ilkesi çerçevesinde şikayet dilekçesinde belirtilen deliller kapsamında uyuşmazlık konusu husus olan “şikayetçinin, 1. sıradaki hacze iştirak edip edemeyeceği” İİK’nın 268. ve 100. maddeleri kapsamında gerekçede tartışılarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi Dairemizce yerinde bulunmamıştır.

HÜKÜM    : Yukarıda açıklanan neden ve gerekçelerle,

1-Şikayetçi tarafın istinaf başvurusunun esası incelenmeksizin,

Konya 7. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 30/12/2020 tarihli 2020/320 E. – 2020/482 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,

Dosyanın; gerekçede belirtilen eksiklikler giderilerek yeniden yargılama yapılması için HMK’nın 353/1.a.6 maddesi gereğince mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

2- Şikayetçinin yatırdığı 59,30 TL istinaf karar harcının talep halinde, ilk derece mahkemesince, iadesine,

3-İstinaf başvurusu için yapılan sair giderlerin mahkemesince verilecek nihai kararla hüküm altına alınmasına,

4- Kararın mahkemesince bilgi mahiyetinde taraflara tebliğine,

Dair, HMK’nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle KESİN olarak karar verildi.
15/02/2021

Konya

Yukarıda tarih ve numarası yazılı ilk derece mahkeme kararı aleyhine istinaf yasa yoluna başvurulmuş olmakla, Dairemizce HMK’nun 353. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda dosyadaki belgeler okundu, incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

ŞİKAYETÇİ TÜRKİYE İ. BANKASI AŞ VEKİLİ DİLEKÇESİNDE:

Aydın Ili, Didim Ilçesi, Altınkum Mahallesi Gevrek Mevkii 51 Cilt 5087 Sayfa 4646 Ada 13 Parsel Dubleks Mesken vasıflı taşınmazın Konya 13. İcra Müdürlüğü 2017/96 E. Sayılı dosyasından Didim İcra Müdürlüğü’nün 2019/656 talimat sayılı dosyasına gönderilen satış talimatına istinaden satılarak paraya çevrildiğini, ihalenin kesinleşmesi ile icra dairesinin İİK md. 100′ e yarar bilgileri topladığını ve ilk haciz alacaklısı olduğundan bahisle 622.769,88 TL ihale bedelinin tamamının sıra cetveli düzenlemek üzere Konya 13. İcra Müdürlüğü 2017/96 E. Sayılı dosya alacaklısı olan davalı tarafa ödenmesine karar verildiğini,

Adı geçen taşınmaz hakkında müvekkil banka tarafından Konya 2 Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2018/142 E -2020-118 K. Sayılı dosyası üzerinden, davalı tarafından ise Konya 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2017/605 E – 2019/576 K. Sayılı dosyası üzerinden aynı taşınmaz için tasarrufun iptali davası açıldığını,

Müvekkil bankanın dava dışı N. Sırıt hakkında başlatmış olduğu icra takibinin, davalı tarafın takibinden daha önce başlatıldığını ve davalı tarafın takibine göre de daha önce kesinleştiğini,

Tasarrufun iptali davası kapsamında kesin hacze dönüşen ihtiyati haciz kararı ve İİK.’ nın 100/1 maddesindeki şartların gerçekleşmesi halinde, diğer hacizlere iştirak edilebileceğini, bu kapsamda müvekkil bankanın İİK.’ nın 100/1 maddesindeki şartları karşıladığını, müvekkil banka tarafından açılan takibin tarihi ve kesinleşmesinin daha önce olması nedeni ile somut olayda davalı Yapı ve Kredi Bankası A.Ş.’ nin haczine müvekkil bankanın iştirak etmesi gerektiğini belirterek 22.09.2020 tarihinde düzenlenen sıra cetveline karşı itirazlarının kabulü ile sıra cetvelinde yapılan hatanın düzeltilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

DAVALI Y. AŞ VEKİLİ CEVABINDA:

Davacı tarafça alınmış kesin aciz belgesi olmadığı gibi, açılmış bulunan tasarrufun iptali davası ve ihtiyati haciz kararının da taraflarınca açılan tasarrufun iptali davasından çok sonra olduğunu, ihtiyati hacizlerinin daha önce kesin hacze dönüşmüş olup buna istinaden yapılan satış üzerinden hazırlanan sıra cetvelinin hukuka uygun olup hata söz konusu olmadığını, bu nedenlerle davacı tarafça açılan davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :

    “Davalı banka tarafından açılan Konya 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2017/605 E 2019/576 K sayılı tasarrufun iptali davasının 27/06/2019 tarihinde kesinleştiği, ihtiyati haczin kesin hacze dönüştüğü tarihin kararın kesinleştiği tarih olarak kabul edileceğinin kanun kapsamında hüküm altına alındığı, davacı bankanın Konya 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/142 E 2020/118 K sayılı tasarrufun iptali davasının 25/02/2020 tarihinde kesinleştiği, sıra cetveli düzenlenirken haciz tarihlerinin baz alındığı, kesinleşme tarihleri baz alındığında icra müdürlüğünce düzenlenen 22/09/2020 tarihli sıra cetvelinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla” şeklinde gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.

ŞİKAYETÇİ TÜRKİYE İ. BANKASI AŞ VEKİLİ TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Özü itibariyle şikayet dilekçesini tekrar etmiş, yerel mahkeme tarafından dava dilekçsinde yer alan ve deliler kısmında da ayrıntıları belirtilen dosyalar ve deliller toplanmaksızın ve incelenmeksizin karar verildiğini belirterek ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:
Uyuşmazlık konusu, davacı ve davalının açtıkları tasarrufun iptali davası kapsamında taşınmaza konulan ihtiyati hacizlerden birinin öncelikle kesin hacze dönüşmesi halinde diğer ihtiyati haczin (veya kesinleşmiş ise kesin haczin) öncelikle kesin hacze dönüşen hacze iştirak edip edemeyeceğine ilişkindir.

“Tasarrufun iptali davaları için geçici hukuki himaye olarak Kanun Koyucu İİK’nın 281/2. maddesi ile ihtiyati tedbir değil, iptale tabi tasarrufun konusunu oluşturan mal üzerine ihtiyati haciz konulmasını öngörmüştür. Tasarrufun iptali davalarında  İİK’nun 281/2. maddesi  uyarınca uygulanan  ihtiyati haciz, tasarrufun iptali davasının kabulü ile kesin hacze dönüşür. Tasarrufun iptali davalarında verilen ihtiyati hacizlerden birinin, ilk kesinleşen ihtiyati hacze iştiraki İİK’nın 268. ve 100. maddelerine göre belirlenir. İhtiyati hacizler ise tasarrufun iptali davasının karara bağlandığı tarihte kesinleşir ve bu tarihe göre, sıra cetvelinde yer alırlar, ayrıca İİK’nın 268. maddesi şartlarında, önceki hacizlere iştirak edebilirler.” (Yargıtay 23. HD.nin 2013/3259-5585 E.K. Sayılı ilamı)

Somut olayda, ilk derece mahkemesince, (şikayete ilişkin deliller çerçevesinde şikayette ileri sürülen iddialar değerlendirilmeden) dosyada zaten tarafların kabulünde olan, haczin kesinleşme tarihlerine göre şikayet hakkında karar verildiği görülmektedir. Üstelik, ilk derece mahkemesince bu tespit yapılırken, davada her iki tarafında ileri sürdüğü “tasarrufun iptali davasında konulan ihtiyati haczin tasarrufun iptali davasının kabulü kararı ile kesin hacze dönüştüğü” önermesi için “ihtiyati haczin kesin hacze dönüştüğü tarihin kararın kesinleştiği tarih olarak kabul edileceğinin kanun kapsamında hüküm altına alındığı,” saptaması yapılmıştır.

“İİK. mad. 281/II uyarınca verilen «ihtiyati haciz kararı» ne zaman ve ne şekilde kesin hacze dönüşür ? İİK. mad. 264/III burada kıyasen uygulanacak mıdır? Doktrinde, tartışmalı olan bu konu hakkında yüksek mahkeme «İİK. 281/II?de düzenlenmiş olan ihtiyati haczin, İİK. 257 vd.’daki ihtiyati hacizden farklı olduğunu, davayı kazanan davacı alacaklının İİK. 181/II kapsamındaki ihtiyati haczin dayanağı olan ilamı bir aylık süre içinde, icra dairesine ibraz etmesinin zorunlu bulunmadığını (İİK. mad. 264/III hükmünün burada uygulanmayacağını)» «tasarrufun iptali davası sırasında verilen ihtiyati haczin’tasarrufun iptali kararı’ ile kesin hacze dönüşmüş olacağını» belirtmiştir…

Uygulamadaki önemi nedeniyle ayrıca belirtelim ki; mahkemenin «tasarrufun iptaline, davanın kabulüne» karar verdiği tarihte, daha önce tapuya konulan ihtiyati haciz, kendiliğinden kesin hacze dönüşmüş olduğundan, davacı-alacaklının -ayrıca, mahkemenin kararının kesinleşmesini beklemeden- bu tarihten itibaren bir yıl içinde (İİK. mad. 106, 110) satış avansını da yatırarak satış talebinde bulunması gerekir. Aksi taktirde, bir yıl geçince koydurduğu haciz düşer.” (Av. Talih Uyar-“Tasarrufun İptali Davaları” adlı makalesinden)

Dolayısıyla, ilk derece mahkemesinin, (ihtiyati haczin kesin hacze dönüştüğü tarihe dair) kabule göre de vermiş olduğu kararda, hangi kanunun hangi maddesine dayandığı ilk derece mahkemesince açıklanmadığı gibi bu şekilde bir gerekçe, Anayasa’nın 141/3. Maddesi 6100 Sayılı HMK’nun 27 ve 297. Maddelerine de uygun değildir. Kaldı ki, yukarıdaki açıklamalara göre, mahkemenin bu konudaki gerekçesinin yerinde olmadığı da anlaşılmaktadır.

Netice olarak, HMK.nun 353/1.a.6 maddesi “(Değişik:22/7/2020-7251/35 md.) Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması.” şeklinde düzenlenmiştir. Dolayısıyla ilk derece mahkemesince, “Tasarrufun iptali davalarında verilen ihtiyati hacizlerden birinin, ilk kesinleşen ihtiyati hacze iştiraki İİK’nın 268. ve 100. maddelerine göre belirlenir.” ilkesi çerçevesinde şikayet dilekçesinde belirtilen deliller kapsamında uyuşmazlık konusu husus olan “şikayetçinin, 1. sıradaki hacze iştirak edip edemeyeceği” İİK’nın 268. ve 100. maddeleri kapsamında gerekçede tartışılarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi Dairemizce yerinde bulunmamıştır.

HÜKÜM    : Yukarıda açıklanan neden ve gerekçelerle,

1-Şikayetçi tarafın istinaf başvurusunun esası incelenmeksizin,

Konya 7. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 30/12/2020 tarihli 2020/320 E. – 2020/482 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,

Dosyanın; gerekçede belirtilen eksiklikler giderilerek yeniden yargılama yapılması için HMK’nın 353/1.a.6 maddesi gereğince mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

2- Şikayetçinin yatırdığı 59,30 TL istinaf karar harcının talep halinde, ilk derece mahkemesince, iadesine,

3-İstinaf başvurusu için yapılan sair giderlerin mahkemesince verilecek nihai kararla hüküm altına alınmasına,

4- Kararın mahkemesince bilgi mahiyetinde taraflara tebliğine,

Dair, HMK’nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle KESİN olarak karar verildi.                15/02/2021

Konya BAM. 7. HD. 15.02.2021 T. E: 196 K: 270

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu