Harç & VergiHGKİflas

Borçlunun iflâs masası olması durumunda, iflâsta paylaşılan para üzerinden kesilecek harç

Borçlunun iflâs masası olması durumunda, iflâsta paylaşılan para üzerinden %3,6 harç kesilmesinin zorunlu olduğu, bu harcın sorumlusunun borçlu, yani iflâs masası olduğu, iflâsta dağıtım sırasında alacaklıya ödenen para üzerinden kesilen harcın alacaklıdan değil iflâs idaresinden alınacağı-

 Taraflar arasındaki “şikayet” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İstanbul 4. İcra Mahkemesince şikayetin reddine dair verilen 31.12.2003 gün ve 2003/1654-2163 sayılı kararın incelenmesi “şikayetçi/alacaklı banka vekili” tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 30.04.2004 gün ve 2004/6244-10883 sayılı ilamı ile:

(…4603 sayılı Yasa ile T. Halk Bankası çağdaş bankacılığın ve uluslararası rekabetin gereklerine göre çalışmasını ve özelleştirmeye hazırlanmasını sağlayacak şekilde yeniden yapılanmaya tabii tutulmuştur.

4684 sayılı Yasanın geçici 4. maddesinin 2. fıkrasında ise yeniden yapılandırma süreci içerisinde bankalarca kredi alacaklarının tahsili amacıyla açılmış veya açılacak dava ve takipler sonuçlandırılıncaya kadar 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 2, 23 ve 29. maddelerinin ve 2548 sayııl Kanun gereğince harç alınmasına ilişkin hükümlerin uygulanmayacağı belirlenmiştir.

Dairemizin süreklilik kazanan içtihatlarında da açıklandığı üzere Medeni Usul Hukukunda olduğu gibi İcra Hukukunda da harç ve giderler sonuçta haksız çıkan tarafa yükletilir. Nitekim 492 sayılı Harçlar Kanunuda “tahsil harcının tahsil olunan paradan alınacağı” belirtilmiştir. İ.İ.K.’nun 15. maddesine göre de; kanunda hilafı yazılı değilse bütün harç ve masraflar borçluya ait olup neticede ayrıca hüküm ve takibe hacet kalmaksızın tahsil olunur. Sadece cezaevi harcı 2548 sayılı Yasanın 1. maddesinin 2. fıkrası gereğince borçluya yükletilemez. Bu harcın yükümlüsü alacaklıdır. Yukarıdaki ilkeler ve yasa hükümleri gözönünde bulundurularak; iflâs idaresinden paranın alacaklıya ödenmesi sırasında bundan tahsil harcı düşülemez. Bu paranın alacaklıya ödenmesi gerekir. Ancak tahsil harcı mükellefi borçlu olduğundan, İ.İ.K.’nun 15. maddesi gereğince ayrıca hüküm ve ayrı bir takibe gerek kalmaksızın yapılan takipte tahsil harcı yönünden muhtıra çıkarılmak suretiyle borçluya yönelinmesi gerekir. O halde şikayetin kabulü yerine reddi isabetsizdir…)

Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemce önceki kararda direnilmiştir.

HUKUK GENEL KURULU KARARI

İstek, iflâs müdürlüğünün işlemini şikayete ilişkindir.

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; 492 sayılı Harçlar Kanununun 28. maddesinin (b) bendinde yer alan icra tahsil harcının ödeme (tahsil) zamanı ve şekli noktasındadır.

Konuyla ilgili Hukuk Genel Kurulunun 09.06.2004 gün ve 12/336-338 sayılı -ki bu karara karşı karar düzeltme istemi de 22.09.2004 gün ve 12/491-413 sayılı kararla reddedilmiştir- ilamında da açıkça vurgulandığı ve dayanakları ayrıntısıyla gösterildiği üzere;

İcra harcı, devletin icra hukukundaki faaliyetine karşılık aldığı paradır (Prof. Dr. Baki Kuru-İcra ve İflâs Hukuku- Üçüncü Baskı-1988-Cilt 1, Sayfa 107-108). İcra ve İflâs Harçları, 492 sayılı Harçlar Kanununun birinci kısmında yargı harçları bölümünde, 2-37. maddelerde düzenlenmiştir.

Devletin icra takibi nedeniyle aldığı harçlardan en önemlilerinden birisi de Harçlar Kanununun 28. maddesinin (b) bendinde düzenlenen icra tahsil harcı olup, bu harç anılan yasal düzenleme uyarınca alacağın ödenmesi sırasında tahsil olunur.

Borçlu dilerse icra dairesine başvurarak tüm ferileriyle birlikte harç ve masrafları da kapsayacak biçimde borçlunun tamamını hesaplattırıp öder veya borcundan mahsup edilmek üzere kısmi ödemede bulunur. Bu ödemeleri alacaklının arzu ettiği zaman icra dairesinden alma hakkı vardır. Borçlu ister kısmen isterse tamamen ödemede bulunsun, ödediği paralar İcra İflâs Kanunu Yönetmeliğinin 57. maddesi uyarınca düzenlenen bir tahsilat makbuzu ile teslim alınarak kasa defterine işlenir. Düzenlenen tahsilat makbuzunun bir nüshası da, ödemede bulunan borçluya verilir. Alacaklının, dosyaya yatırılan paraları almak istemesi halinde yine yönetmeliğin 58. maddesi uyarınca düzenlenecek reddiyat makbuzunda kesilecek tahsil harç miktarı da gösterilmek suretiyle “verilmesi lazım gelen paranın” miktarı da ayrıca gösterilir ve düzenlenen makbuz alacaklıya imza karşılığında teslim edilir.

Burada önemle vurgulamak gerekir ki, eğer bir harç alacağı mevcut ise bunun mutlaka her ödeme sırasında tahsil edilmesi gerekmektedir. Zira, devlet tahsil harcını takibe konu asıl alacak üzerinden almaktadır. Bundan sonraki tahsilatlardan (faiz tahsilatlarından) harç alınması, Harçlar Yasasının 20. maddesinin açık hükmü karşısında mümkün bulunmamaktadır. Kısacası, Kanun; harç alacağının tahsilini borcun tamamının ödenmesi şartına bağlamamıştır. Borcun tamamı ödenirse elbetteki harç da tahsil edilecektir. Şayet, borcun tamamı değil de taksit taksit ödenmesi söz konusu ise bu taktirde yapılan borç tahsilatlarının alacaklıya ödendiği miktara göre harç tahakkuku ve tahsilatı yapılacaktır. Çünkü Devlet, verdiği hizmet yani yaptığı tahsilat kadar harç almayı hak etmiştir.

Görülmektedir ki, Harçlar Kanunu, para borçlarıyla ilgili icra tahsil harcının alacağın -ister kısmen (taksitle), isterse tümüyle- tahsili sırasında alınmasını öngörmektedir.

Yeri gelmişken açıklamakta yarar vardır ki, alacaklının, alacağının tamamını elde edinceye kadar takibe devam etmekte hakkı ve yetkisi vardır. İcra Dairesince borçlu tarafından yatırılan miktardan kesilen harç nedeniyle alacaklı, alacağının tamamına kavuşamadığı takdirde borçlunun malvarlığı üzerinde takibi devam ettirerek alacağını eksiksiz tahsil etme olanağına her zaman sahiptir. Alacaklı, icra takibinin herhangi bir safhasında borçlu aleyhine yürüttüğü takibi sürdürmekten vazgeçerse ve hatta bunu bir beyan olarak icra tutanağına yazdırmak isterse İcra Müdürü, feragat beyanını zapta geçirmeden önce borçlu ödemede bulunmadığı takdirde feragat harcını alacaklıdan tahsil etmek durumundadır. Yasanın 32. ve 127. maddeleri bu konuda hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde açık hükümler içermektedir.

Diğer taraftan, Harçlar Kanununun 128. maddesinde de gerekli harçları tamamen almadan işlem yapan memurların harcın ödenmesinden mükellefler ile müteselsilen sorumluluğu öngörülmüştür.

Harçlar Yasasının 37. maddesinde düzenlenen ve harçların vergi dairesince tahsilini öngören kural ise, icra dairesince başkaca hiçbir işlem yapılmasını gerektirmeyen ve yasanın öngördüğü süreler içinde harç ödemesi yapılmayan konulara münhasırdır. Kısaca harç tahsil müzekkeresi yazılmak suretiyle icra tahsil harcının vergi dairesince tahsili öngörülen takip dosyası infaz edilmek suretiyle icra müdürü tarafından işlemden kaldırılan işlerle ilgilidir.

Konusu para alacağı olan icra takiplerinde takip konusu alacağın, borçlu tarafından taksitler halinde ödenmesi durumunda, alacaklıya her bir ödeme yapılırken icra tahsil harcının alınması gerekmektedir. Zira, harcın tahsilinin alacağın tamamının ödenmesinden sonraya bırakılması gibi bir kabul şekli, Harçlar Yasasının hem sözüne ve hem de özüne aykırı olup, kabulü olanaklı değildir.

Eş söyleyişle, icra müdürünün alacağın borçlu tarafında bölüm bölüm icra kasasına yatırılması veya başka nedenlerle (satış paraları veya İ.İ.K.nun 89. maddesi uyarınca alacaklılar ve üçüncü şahıslar elinde haczedilen mallarla ilgili paralar) kasaya alınan paralar olup olmadıklarına bakmaksızın, kasaya giren paradan, alacaklıya yaptığı her ödeme sırasında, yasa gereği tahsili gereken harç miktarını tahsil etmesi gerekir.

Eldeki olayda da olduğu gibi, borçlunun iflâs masası olması durumunda da, 492 sayılı Harçlar Kanunu’na ekli (1) sayılı Tarifenin İflâs Harçları Başlıklı II. Bölümünün 2. fıkrasının (a) bendi gereğince iflâsta paylaşılan para üzerinden %3,6 harç kesilmesi zorunludur. Bu harcın sorumlusu İİK.’nun 15. maddesi gereği borçlu yani iflâs masasıdır. İflâsta dağıtım sırasında alacaklıya ödenen para üzerinden kesilen harç, açıklanan ilkeler çerçevesinde alacaklıdan değil iflâs idaresinden alınmaktadır.

Somut olayda; İflâs İdaresinin, açıklanan ilkeler çerçcevesinde alacaklıya yapılan ödeme sırasında tahsili gereken harç miktarını muvakkat dağıtım raporu doğrultusunda tahsil etmesinde -harcın yükümlüsünün harçtan muafiyeti bulunmayan borçlu olması da gözetilerek- bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

Bu nedenledir ki, mahkemece “şikayetin reddine” dair kararda direnilmiş olması usul ve yasaya uygun olup, kararın açıklanan nedenlerle onanması gerekir.

SONUÇ: Şikayetçi/alacaklı banka vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile, direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA, 16.3.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.

HGK. 16.3.2005 T. E:12-214, K:146

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu