12. Hukuk Dairesi20212022BAM Ankara 32. Hukuk DairesiHacizHaczedilmezlik

Borçlu belediyece haczi kabil olmayan paralar ile haczi mümkün olan paraların aynı hesapta toplanması ve birbirine karıştırılması, haczedilmezlik hakkından feragat olarak kabul edilmelidir. Yerleşik Yargıtay kararları da bu yöndedir.

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
32. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2021/81
KARAR NO : 2021/2588

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 11. İCRA HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 22/10/2020
NUMARASI : 2019/869 Esas – 2020/756 Karar
İCRA DOSYA NO : Ankara 27. İcra Müdürlüğü 2016/11466 Esas

KARAR TARİHİ : 22/12/2021
KARAR YAZIM TARİHİ : 23/12/2021

Yukarıda tarih ve numarası yazılı İcra Hukuk Mahkemesince verilen karara karşı şikayetçi vekili tarafından istinaf kanun yolu başvurusunda bulunulmakla; dosyadaki tüm kayıtlar okunup gereği düşünüldü;
Şikayetçi borçlu vekili şikayet dilekçesinde özetle; Ankara 27. İcra Müdürlüğü’nün 2016/11466 Esas sayılı dosyasında müvekkili Belediye hakkında ilamlı takip yapıldığını, takip dosyasına sundukları Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin 11/07/2018 tarih ve 1110 sayılı kararında “Belediyenin ilgisi olan kişi ve kurumlar tarafından kira teminatı olarak yatırılan meblağlar olduğu ve emanet olarak bu hesapta toplandığını, kiracılarla yapılan sözleşme süreleri bittiğinde iade edileceğini ve belediyeye ait olmadığından bu nedenle haczinin mümkün olmadığı” ifadesinin yer aldığını, bu karara istinaden Vakıfbank Tunalı Hilmi Şubesi TR-0200015001 5804 8010 9098 04 no’lu hesaba haciz konulamayacağı yönündeki taleplerinin İcra Müdürlüğü tarafından reddedildiğini belirterek, takibin ve icra emrinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı alacaklı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesi tarafından; “…davacı tarafından Vakıfbank Tunalı Hilmi Şubesinin sonu 909804 no ile biten hesabına uygulanan haczin kaldırılmasının talep edildiği, icra takip dosyasında davalı alacaklı tarafından 11/04/2018 tarihli dilekçe ile belirli hesaplara haczin uygulanmasının talep edildiği, sayılan hesabın bu hesaplar arasında olmadığı, zira banka tarafından da 11/07/2018 tarihinde belirtilen hesaplara haczin uygulandığının belirtildiği, davacının aynı hesaba ilişkin 20/07/2018 tarihinde aynı takip dosyasında Ankara 14. İcra Hukuk Mahkemesinin 2018/487 Esas sayılı dosyasında haczedilmezlik şikayetinde bulunduğu, 13/11/2018 de şikayetin süre aşımı nedeniyle reddine karar verildiği, icra takip dosyasında alacaklı davalı tarafından söz konusu hesaba ilişkin 11/04/2018 tarihinden sonra haciz uygulamasının talep edilmediği, dolayısıyla Mahkememize açılan davanın derdestlik oluşturduğu, kararın henüz kesinleşmediği anlaşıldığından şikayetin reddine karar verilmiştir…” şeklindeki gerekçe ile “şikayetin reddine” karar verilmiştir.
Şikayetçi borçlu vekili istinaf başvurusunda özetle; icra müdürlüğünün uyguladığı haciz kararı ve işlemlerin hukuka aykırı olduğunu, 6552 sayılı Yasanın 121. maddesi ile 5393 sayılı Belediye Kanununun 15. maddesi uyarınca belediyenin kamu hizmetine tahsisli mallarının haczi mümkün olmadığından takip dosyasındaki haciz işleminin anılan yasa maddelerine aykırı olduğunu, banka hesabı üzerindeki haczin kaldırılması gerektiğini, müvekkili idarenin rutin hizmetlerini bile yapamayacak duruma geldiğini belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Takip dosyasının incelenmesinde; davalı tarafından davacı aleyhine Ankara 26. İş Mahkemesinin 17/03/2016 tarihli, 2016/233 Esas ve 2016/138 Karar sayılı ilamına dayanılarak ilamlı takip yapıldığı, icra emrinin davacı tarafa 08/06/2016 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu Belediye tarafından 17/04/2017 tarihinde mal beyanında bulunulduğu, davalı alacaklı vekilinin talebi üzerine borçlu Belediyenin Vakıfbank Finansmarket ve Tunalı Hilmi Şubesindeki sonu 8733-8866-8917-8944-8975- 3952-5660 no ile biten hesaplarına haciz konulduğu, borçlu vekilinin hesaplar üzerindeki haczin kaldırılması talebinin icra müdürlüğünce 06/09/2019 tarihinde reddedildiği görülmüştür.
5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 15/son maddesinde; “Belediyenin kamu hizmetinde fiilen kullanılan malları ile belediye tarafından tahsil edilen vergi, resim, harç gelirleri haczedilemez” düzenlenmesine yer verilmiştir.
5393 sayılı Kanunu’nun 15. maddesine göre haczedilmezlik şikayetinin kabul edilebilmesi için mahcuzların kamu hizmetinde fiilen kullanılması gerekli olup kamuya tahsis kararı alınmasının sonuca etkisi bulunmamaktadır.
İcra ve İflas Kanunu ve takip hukuku ilkelerine göre asıl olan alacaklının alacağına kavuşmasını sağlamak olduğundan, kural olarak borçlunun tüm mallarının haczi mümkündür. Bir malın haczedilememesi için yasal düzenleme bulunması zorunludur. Haczedilmezlik istisnai bir durum olduğundan bu yöndeki düzenlemelerin de dar yorumlanması gerekir.
Bütün bu açıklamalar ışığında, 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 15/son maddesinin dar yorumlanması gerektiği sonucuna varılmalıdır. Maddede açıkça haczedilmezlik için vergi, resim, harç geliri olma ya da “fiilen kamu hizmetinde kullanılma” koşulları kabul edilmiştir. Para likit olduğundan ne amaçla harcanacağının önceden bilinmesi mümkün değildir. Kamu hizmetinin yürütülmesi amacıyla harcanacağı kararlaştırılan paraların, her an idari bir kararla başka bir amaç için kullanılması her zaman mümkündür. İdari işlem ya da kararla paranın kamu hizmetinin yürütülmesini sağlayacak bir amaç için tahsis edilmesi, haczedilen paraların fiilen kamu hizmetinde kullanıldığı sonucunu doğurmaz. Bu nedenle paranın niteliği gereği fiilen kamu hizmetinde kullanıldığından bahsedilemez. Çünkü para harcandığı anda biteceğinden ve harcama anına kadar anlık kararla tahsis edildiği amacın dışına çıkılabileceğinden, paranın haczedilememesi için vergi, resim, harç niteliğinde olması zorunludur. Buna göre “fiilen kamu hizmetinde kullanılma” durumu “para” yönünden uygulanamaz. Aksinin kabulü hayatın olağan akışına aykırıdır.
Haczi kabil olmayan paralar ile haczi mümkün olan paraları karıştırmak suretiyle havuz hesabı oluşturan borçlu belediyenin, iddiasını ispat imkanını kendisinin kaldırdığının kabulü zorunludur. Borçlu belediyenin haczi kabil olmayan paralar ile haczi mümkün olan paralarını ayrı hesaplarda tutması yerine, havuz hesabı oluşturmasının da iyi niyetle bağdaşmayacağı tartışmasızdır. Böyle bir davranış AİHM’nin AİHS’nin 6 § 1. ve Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddelerinin ihlali sonucunu doğuracağı gibi, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde de bulunmakla, hukukça korunamayacağı muhakkaktır.
Öte yandan borçlu belediyece haczi kabil olmayan paralar ile haczi mümkün olan paraların aynı hesapta toplanması ve birbirine karıştırılması, haczedilmezlik hakkından feragat olarak kabul edilmelidir. Yerleşik Yargıtay kararları da bu yöndedir.
Dairemizce yapılan değerlendirmelere göre; HMK’nın 355.maddesi hükmüne göre istinaf incelemesinin bu yönde sunulan dilekçede belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılması ancak kamu düzenine aykırılık görülmesi halinde bu hususun re’sen gözetilmesi gerektiği, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda şikayetin reddine karar verilen Vakıflar Bankası Tunalı Hilme Şubesinin …09804 nolu hesabında haczi kabil paralar ile haczi kabil olmayan paraların bir arada bulunduğunun tespit edildiği, dolayısıyla hesabın havuz hesabı niteliğinde olduğu, bu durumda istinaf konusu hesap üzerine konulan haciz işleminde bir usulsüzlük bulunmadığı, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden hukuka aykırılık olmadığı ve hükümde kamu düzenine aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından istinaf başvurusunun HMK’nın 353-(1) b) 1) maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Dosya kapsamına, toplanan delillere, Ankara 11. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2019/869 Esas – 2020/756 Karar sayılı kararında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirme bakımından usul ve esas yönünden hukuka aykırı bir durum bulunmamasına göre şikayetçi vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun HMK’nın 353-(1) b) 1) maddesi gereğince esastan REDDİNE,
Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 59,30 TL karar harcından peşin alınan 54,40 TL harcın mahsubuna, bakiye 4,90 TL istinaf karar harcının şikayetçiden tahsili ile hazineye gelir kaydına,
Yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,
Sarf edilmeyen istinaf gider avansının karar kesinleştiğinde talep halinde şikayetçiye iadesine,
Kararın taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme ve müzakere neticesinde, HMK’nın 361/1. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 22/12/2021

YARGITAY KARARI

T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I

ESAS NO : 2022/2958
KARAR NO : 2022/11634

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dairesi
TARİHİ : 22/12/2021
NUMARASI : 2021/81-2021/2588
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Hilal Kocabey tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 Sayılı Kanun ile değişik İİK’nin 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 Sayılı HMK’nin 370. maddeleri uyarınca ONANMASINA, alınması gereken 80,70 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline, 07/11/2022 gününde oy birliğiyle karar verildi.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu